Tekil Mesaj Gösterimi
  #4 (permalink)  
Eski 07-04-2007, 11:49
ekomanya - ait Avatar
ekomanya ekomanya isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
DELİ MAVİ
ekomanya Varlığını Hissettiriyorekomanya Varlığını Hissettiriyorekomanya Varlığını Hissettiriyor
Kayıt : 21/07/2006
Forum : Çok İyi
Ortam : Süper
Yaradılış : Bay
İkamet :
Yaşı :
Mesleği : teknik
Mesaj Sayısı : 4.268
Uyarıları : 0/0 (0)
Tecrübe : 115
Rütbe :
 

Çevre Kirliliği

Canlı ve cansız varlıklar üzerinde zararlı tesirler bırakacak şekilde çevre şartlarında (fiziki, kimyevi ve biyolojik) meydana gelen değişikliklerin genel adı. Çevre kirlenmesi, unsurlarının bir kısmı açısından dünya kurulduğundan bu tarafa mevcuttur.Ancak tabiatın yaratılışındaki var olan denge sebebiyle çevre kendi kendisini temizlemektedir.Fakat son asırda tabii dengeyi kirlenme oranı bakımından menfi yönde bozan ve tabii temizleme araçlarının kapasitesini aşan veya yok eden yoğun gelişmeler neticesinde, çevre kirlenmesi problemi olanca ağırlığıyla dünya çapında kendini hissettirmektedir.
Çevre, canlının içinde bulunduğu, tesir ettiği müteessir olduğu bir vasat olup, biyolojik ve fizikokimyasal durumu ile canlıda müsbet veya menfi değişikliklere sebep olur.Canlıların yaşayabilmesi için, genetik (irsi) yapı ve bundan mütevellid kabiliyetleri ile çevre şartlarının uygun bir düzen içerisinde bulunması gerekmektedir.Her canlı için belli çevre şartları söz konusudur.En uygun yaşama şartlarının dışına doğru çıkıldıkça, yani sınırlara yaklaştıkça canlıda bir takım fizyolojik değişmeler beklenebilir.Bu sınırlar dışına çıkılırsa canlı artık yaşayamaz. Belli bir besin ortamı içerisinde yaşayan mikroorganizmalar, bu ortamı fizyolojik faaliyetleri sırasında çıkardıkları artık maddelerle kirletince, çevrenin kimyasal terkibinin değişerek yeni çevre şartları hasıl olur.Neticede bu ortam onlar için zararlı ve yaşanılamayacak bir hal alır.Dünyamız sınırlı bir ortam olmasına rağmen, canlıların hayati faaliyetleri icabı meydana gelen zararlı maddeleri çok karışık analiz yahut sentez hadiseleriyle tekrar eski hallerine çevirecek bir güce hassas bir dengeye sahiptir.Bu aslına dönüş süresi zararlı maddelerin terkibine göre değişir.Zararlı maddelerin aynı hal üzere kalması uzun sürerse, zararı da o nisbette tesirli olur.İnsanoğlu hayati faaliyetleri icabı çevresinin kimyasal terkibinde değişiklere ve uzun süre bozulmadan kalabilen zehirli maddelerin birikmesine sebeb olmuştur. Çevreyi kirletici elemanlar : Yanma ürünleri ; insan dışkısı ; teneffüs edilmiş hava; tozlar, patojen mikroplar; buharlar; gazlar;, endüstriyel solventler, ekstrem (aşırı yüksek veya düşük) sıcaklıklar; zirai gübreler, infrared (kızıl altı, ötesi), ultraviolet (mor ötesi) ve hatta görünen ışık; iyonlaşan radyasyonlar; radyoizotoplar; gürültü; aşırı yüksek frekanslı ses ve bazı mikrodalgalı elektromanyetik radyasyonlar sayılabilir. Böyle biyolojik, kimyevi veya fiziki maddelerin sadece mevcut olmaları,mutlaka kirletici olmalarını icab ettirmez.Kirlenmeyi tam tarif etmek için bunların zaman, mekan miktarı (konsantrasyon ve şiddet) ve zararlı tesir bakımından değerlendirilmeleri lazımdır.Kirleticiler sağlığa zarara, sıkıntı doğurmaya, ekonomik veya estetik zarar, kısa veya uzun bir zaman zarfında veya sonra sebep olabilirler.Kapalı yerlerde mevcudiyetine müsaade edilen kirletici konsantrasyonu, umumiyetle insan sıhhati düşünülerek tesbit edilir. Bir organizma veya ekolojik cemiyetin etrafındaki karmaşık fiziki, kimyevi ve biyolojik faktörler, birçok canlı türlerinin biri veya birçoğuna tek taraflı veya karşılıklı olarak tesir edilerek, onların teşekkül, gelişme ve yaşamasında rol oynar.Bir çevre elemanı, bir canlı türü için kirleticiyken, aynı eleman diğer bir tür için arzu edilen bir besleyici durumunda olabilir.bu yüzden kirlenme ve bulaşmanın tarifi eksereriya zor olur.İnsan veya herhangi bir diğer organizmanın yaşaması sonucu atılan ve teşekkül eden, ortaya çıkan metabolik ifrazat, diğer organizmalarca ekolojiyi dengelemek üzere kullanılmadıkça çevre kirlenmesine yol açar.Ayrıca, enerjiyi ve maddeyi kullanılabilir ürünlere dönüştürmede (tahvil etmede) insan ekseriya verimsiz,israfçı ve düşüncesiz davranmaktadır.Böylece sanayii kaynaklı kirleticilerin çevreye yayılmasına sebep olmaktadır.Bundan dolayı çevre kirlenmesinin günümüzdeki problemleri, insan nüfusunun hızla çoğalması ve genişleyen teknolojiden kaynaklanmaktadır. Su ve kıyı kirlenmesi : Suların kullanış maksadının elverişsiz hale gelmesine su kirlenmesi denir.Bu durumdaki sular içmek içi kullanılmaz.Kullanma ve sulama sularından da başka mahzurlar ortaya çıkar.Irmak, göl ve denizlerde ise balıklar ölür, diğer canlılar tür ve sayı olarak azalır.Hava da kirlenmeye başlar.turistik, dinlenme, yüzme ve seyirlik değeri kaybolur.İçindeki malzemeyi çürütücü olur.Ulaşım imkanlarını azaltır.Yüzeylerinde köpük teşekkül eder.Tatlı suların renk, koku ve tatları değişir.Su yosunları önce çoğalır.Sonra ölerek, kirlenmeyi arttırır. Meskenlerden dışarıya atılan sıvı artıklar, endüstri tesislerinden çıkan sıvı (sıcak su, zehirli su, asitli su, bazik su, yıkama suyu, deterjanlar, organik artıklar) ve katı artıklar (çöp, moloz gibi), derelerden ve yamaçlardan gelen erozyon malzemeleri, madeni artıklar (eski eşya, alet makine vs.) ve ziraat alanlarından gelen gübre ve ilaç artıkları vs. gibi hususlar, kirlenmenin başlıca sebepleridir. Japonya’da civalı artıkların denize akması ve buradan yakalanan balıkların yenilmesi neticesinde pek çok insan ölmüştür.Sağ kalanlarda felç, sağırlık, körlük, ağrılar ve delilik meydana gelmiş, gebe kadınlar anormal çocuk doğurmuştur.Dünyanın birçok ülkesinde çinko fabrikası artıkları ile sulanan çeltikleri yiyen kimselerde kalsiyum noksanlığından oluşan kemik erimesi hastalığı meydana gelmiş ve gelmektedir. Bugün Avrupa’da ve Amerika’da pek çok nehir adeta zehir akıtmakta, içme suyu kanallarına sızarak onları da zehirlemektedir. 1990 sonlarında Irak’ın Kuveyt’i işgali sonrasında ateşe verilen petrol kuyularında Ortadoğu ve Asya kıtasının önemli bir bölümünde çevreyi deniz, hava ve toprak olmak üzere üç cepheden kirletti.Uzmanlara göre denize pompalanan 11 milyon varil petrol, denizin içindeki canlılar bakımından dünyanın en zengin bölgesi olan Basra Körfezini ölü deniz haline getirdi.1992 yılının sonunda tamamen söndürülmüş olan petrol kuyularından çıkan yarım milyon ton petrol duman olarak atmosfere karıştı.Bu duman komşu ülkelere yayılıp asit yağmuruna dönüşerek, daha uzun yıllar tarımda verimliliği azaltan duman içinde bulunan 10.000 tondan fazla is, kükürt, çeşitli zehirli gazlar karbondioksit ve büyük miktarda kanser yapıcı hidrokarbonlar çevreye yayıldı.Yine 80 kuyudan fışkıran binlerce ton ham petrol Kuveyt çöllerinde kirli bir nehir gibi aktı. Son yıllarda artan nüfus baskısı, gelişen turizm, plansız yerleşim ve endüstrinin meydana getirdiği kirlilik, yanlış arazi planlaması, kıyıları da belirli bir düzeyde etkileyen asrın meseleleri olmuştur.Burada cehaletin payı da unutulmamalıdır. Türkiye’de plansız ve düzensiz bir kıyı kullanımının ortaya çıkardığı bir panorama vardır.Bakıldığında göze çirkin gözüken bir yapılaşma kaybolan tabii güzellik yerine renksiz beton yığınları veya şekilsiz binalar ve kulübeler görülmektedir.Tabii bunlarla beraber gelen yoğun kullanma sonucu kanalizasyon, çöpler ve tahrip edilen kıyı bitki örtüsü de bu zincirin halkalarını teşkil etmektedir. Diğer taraftan endüstrinin kıyı ekolojisinde yaptığı değişiklik, kirlenmeden doğan tahribat, kıyıda yaşayan canlıların sonu olmaktadır. İzmit, İzmir Körfezleri, Haliç, kirlemiş bir Marmara Denizi ve her geçen yıl tabi olarak kendini temizleyebileceği miktarın üstünde kirletilmekte olan diğer kıyılarımız da suda çözülmüş oksijeni azaldığı ve kolibasillerinin yaşadığı değişik bir ortam teşekkül ettirmektedir.Bilhassa Haliç ve İzmit Körfezi ülkemiz deniz kıyılarında su ve kıyı kirlenmesinin çok yüksek seviyelere ulaştığı iki yerdir.
Hava kirlenmesi : Bu kirlenme yakıt kullanılmasından, artan sanayileşmeden ve şehirlerde aşırı derecede nüfus şişmesinden kaynaklanır.Kirletici maddeler gaz, sıvı damlacıkları (zerrecikler) veya bunların karışımı şeklinde olur.Bu maddeler ; ya doğrudan bir kaynaktan çıkıp yayılır veya atmosferde yayılan maddelerin kendi aralarında veya atmosferik bileşenlerle ve fotokimyasal bir faaliyet mevcut olup olmaması şartı altında reaksiyona girerek ortaya çıkar.Esas kirleticiler ; 100 mikrondan daha büyük çaptaki kaba tanecikler, kükürt bileşikleri, organik bileşikler, azot bileşikleri, oksijen bileşikleri, halojen bileşikleri ve radyoaktif bileşikleridir.
İnce aerosiller içinde karbon zerreleri, metalik tozlar, silikatlar, florürler, reçineler, katranlar (kurumlar), çiçek tozları, mantarlar, katı oksitler, nitratlar, sülfatlar, klorürler, aromatik bileşikler vs. ihtiva eder.Bunlar zerrecikler olarak ışığı dağıtırlar böylece katalizörümsü rol oynayarak absorbe edilmiş kirleticiler arasında en çok ince bir şekilde bölünmüş durumlarından faydalanarak reaksiyonların meydana gelmesini sağlarlar.Yine bunlar elektrostatik yük taşıyıcı olarak diğer zerrelerin ve gazların kondansasyonuna ve bir araya gelmelerine sebep olurlar.Yine bunların bazıları kimyasal türden olmaları sebebiyle bitkilere ve hayvanlara çok toksit (zehirli) ve korroziv (aşındırıcı) bir etki yaparlar.Radyoaktif oldukları ölçüde normal radyasyon dozajını arttırır.Kanser veya mutasyon (hücrelerdeki değişme) doğuran faktörler olurlar.Sırf bir toz olarak elbiseleri, binaları ve bedeni kirletirler.100 mikrondan daha büyük çaplı taneciklerde benzer problemler ortaya koymakla beraber kendileri yer çekim kuvveti tesiriyle havada kolay ayrıldıklarından dolayı bu problemler daha az olarak meydana gelir.Bunların boyutlarını büyük olması insan ve hayvan akciğerlerine önemli miktarlarda girmelerini önler.Mamafih, bunların kirletici tesiri daha belirgindir.Çünkü çıktıkları kaynağın etrafında hemen yığılırlar.Kükürt bileşiklerinden olan kükürt oksitler ile hidrojen sülfürün tahriş edici özellikleri vardır.Atmosfere verilen organik bileşikler içinde hidro karbonlar ve bunların yanma ürünleri ile halojenli türevleri bulunur.Bunlar buhar halinde oldukları gibi bazen damlacık veya zerreler şeklinde yayılır.Bu hidrokarbonların, bilhassa olinükleer aromatik türleri memeli deney hayvanlarında kansere yol açtığı görülmüştür.Atmosfere yayılan azot bileşikleri, daha çok azot oksitler ve amonyak şeklindedir.Azot oksitler yüksek dereceli yanmalarda ve diğer sanayii işlemlerde ortaya çıkar.Azot oksitlerin düşük konsantrasyonlarda bile tahriş edici özelliğinin yanında hava kirleticisi olarak esas ehemmiyet arz ettiği durum bunların atmosferdeki fotokimyasal reaksiyona katılmasıdır





Ağırdır sevgilerim her yürek taşıyamaz!
Büyüktür umutlarım her omuz kaldıramaz!


DOSTLUK GÜNAH OLMAYACAK KADAR MASUM,
KÖLE OLMAYACAK KADAR ÖZGÜR,
UMULMAYACAK KADAR YAKIN,
UNUTULMAYACAK KADAR DERİN,
TEK BAŞINA YAŞANMAYACAK KADAR ZORDUR.



Resmi orjinal boyutta görmek için tıklayın!



Alıntı ile Cevapla