| İlk Tunç Çağı yerleşmeleri (M.Ö. 2600-2300) M.Ö. 2600 dolaylarında Bademağacı Höyüğü'ne, Neolitik Çağ kültürü ve insanları ile hiçbir ilişkisi olmayan bir grup insan gelmiş ve bu tepede yeni bir yerleşim süreci başlamıştır. Yeni gelen İlk Tunç Çağı (İTÇ) insanları, burada kaldıkları yaklaşık 300 yıl içinde yerleşmelerini en az 3 kez yenilemişlerdir.
Neolitik Çağ süresince köy yerleşmelerine sahne olan Bademağacı, ITÇ'de artık bir kasaba görünümündedir (Plan). Bu kasabanın en gelişmiş duruma geldiği 'İTÇ 2' yerleşmesinin dışında kalan eğik yamaç orta boy taşlarla kaplanarak, savunma güçlendirilmiştir. Sözkonusu taş döşeme (glase) bütün yerleşmenin tümünü bir kuşak gibi çepeçevre dolaşmaktadır (Res. 8). Kasaba'ya ana giriş kapısı ve diğer bazı ayrıntılar henüz bilinmemekle birlikte, yerleşim dokusu, şimdilik sayıları 12'ye ulaşan, ve bir kısmı birbirine bitişik düzende inşa edilmiş megaron tarzı yapıların (Res. 9-10), höyüğün merkezine doğru konumlanmalarından oluşmuştur. Megaronların aralarında höyüğün merkezine doğru yönelmiş bazı sokak ya da geçitler dikkat çekmektedir. Kazı yapılan alanlarda, evlerin kapılarının baktığı orta kesimin boş bırakıldığı görülmektedir. Bu alanda, gelecek yıllarda önemli kamu yapılarının ortaya çıkması sürpriz olmayacaktır. Bademağacı'ndaki megaronumsu yapıların temelleri taştandır ve duvarların alt kısımlarının da en az 7-8 sıra taştan örüldüğü görülmektedir. Höyük yüzeyine çok yakın olan İTÇ yerleşmeleri çok fazla tahrip olduğu için, yapıların üst kısımlarına ait fazla iz yoktur; yıkıntı molozu içinde yanmış, tuğlalaşmış kerpiç kalıntılarına rastlanmıştır. Yapıların tabanlarına ve evlerin içinde genelde olması beklenen ocak ya da oturma-yatma sekileri gibi taşınmazlara şimdiye kadar rastlanmamıştır.
Bademağacı'nda en büyük megaron 17 x 6 m ölçülerindedir. Bir veya iki odalı megaronların, zaman zaman onarılarak ya da antelerinin höyüğün merkezine doğru uzatılması şeklinde değişikliklerle uzun süre kullanıldıkları anlaşılmaktadır. Megaron tipi yapılar, batı komşu Elmalı Bölgesi'nde Karataş-Semayük'den Troya'ya kadar Anadolu'nun batı bölgelerinde ve giderek Ege Dünyası'nda yaygınlaşmış ortak bir uygulamadır.
Bademağacı İlk Tunç Çağı yerleşmelerinde elde ve çömlekçi çarkında yapılmış çanak çömlek türleri içinde, halkın günlük gereksinmesini karşılayabilecek her türlü kap vardır. Çanak çömleğin yaklaşık % 95'i kırmızı ve gri-siyah renklerdeki iki büyük gruptan oluşmaktadır. Her iki grupta, kalınca kenarlı, içi ve dışı iyice astarlı, çoğunluğu açkılanmış, orta ve iyi derecelerde fırınlanmış kaplar dikkati çekmektedir. İri boy tabaklar, derin, bazen kaideli çanaklar, yayvan gaga ağızlı bodur testicikler (Res. 11) ve testiler, devrik ağızlı, yüksek boyunlu ya da küresel gövdeli üç ayaklı iri çömlekler, en çok rastlanan kap türleridir. Bu yaygın mallar dışında, kahvemsi gri renkli elde yapılmış mallar ile devetüyü renkli, çarkta yapılmış diğer bir mal türü azınlığı oluştururlar. Yerleşmede çanak çömlek dışında ele geçen küçük buluntular arasında pişmiş toprak idoller, pişmiş toprak ve taştan çok sayıda damga mühür (Res. 12), pişmiş toprak ağırşaklar, taştan keskiler, el baltaları, askı ve boncuk taneleri vardır. Yontmataş topluluğu ise ağırlıklı olarak çakmaktaşı dilgilerden oluşmaktadır. İlk Tunç Çağı buluntuları arasında oldukça fazla sayıda tunç alet ve gereç yer almaktadır. Başlı süs iğneleri, dikiş iğneleri, bilezik, mızrak ucu ve hançer ile altın bir kulak tıkacı maden buluntuların hemen ilk akla gelenleridir. Şimdiye kadar, maden eser üretiminin yerleşme içinde yapıldığına ilişkin herhangi bir ipucuna rastlanmamıştır.
Ağzı bir çanakla kapatılmış, yan yatmış durumdaki bir küp içinde ele geçen delikanlı yaştaki erkek iskeleti dışında, İTÇ yerleşmesi içinde gömüye rastlanmamıştır. Kasabanın mezarlığının yerleşme dışında olması büyük olasılıktır.
Bazıları kendini bir şey sanar, ne komiktir biz onların ne olduklarını biliriz
|