| Son Noktanın Peşinden Laneti Yayanın İçine Noktaların Bittiği Yerde...
The lunatic is in my head
The lunatic is in my head
You raise the blade, you make the change
You re-arrange me 'till I'm sane.
You lock the door
And throw away the key
There's someone in my head but it's not me
Daha fazla dinleyemiyor çocuk, karanlığın zehri beynine akıyor sanki usulca. Masada ki boşalmış olan bardağa bakıyor, yazmakta olduğu kağıda bir de "Noktaların bittiği Yerde..." , sönmek üzere olan sigarasını alıp önce kağıdı yakıyor ucundan sonra bardağa atıyor arta kalanı. Tekrar duymak istiyor çalanı "I'll see you on the dark side of the MOON..."
Faydasız olduğunu anlıyor ve kalkıyor masadan ödemiyor hesabı, zaten kimse hesap sormuyor burda ona...
Kadının hiç haberi yok ondan, koşar adımlarla ilerliyor kah yoldan kah kaldırımdan. Bir şarkı çalıyor uzaktan
"Lune is on the path..." yüzüne bir gülücük yerleşiyor kadının "ne çok severdi" diyor usulca. Gecenin altında ay kadar ışıldıyor saçları, kadın bilmiyor ne de adam. Ay biliyor sadece, o da söylemiyor hırsından
Barın yanından sadece geçiyor kadın bakmıyor, baksada görmüyor çocuğu...
Karanlığın içinde, aslında olmayanın peşinde ilerliyor çocuk, birbirinden bağımsız ve beraber anlamsız seslerin içinde duymaya çalışıyor müziği tanıdık bir ton tanıdık bir ses. Soğuğu hissetmiyor ama "soğumuş olmalı" diyor saatine bakıp kapşonunu geçiriyor başına, ilerliyor.
Kadın evine varmış gibi rahatlıyor, orda kimse yok onu tanıyan bir korunak sadece kendi için, kendi içinde. Rahatlamanın ardından bir huzursuzluk sarıyor bedenini. Bir nedeni varsada uzun süre düşünmüyor üstünde sadece duymaya çalışıyor şarkıyı, orda olanı değil, onun için çalanı...
Adımları yavaşlıyor çocuğun tanıdık bir melodi duyuyor uzaktan.
Tell me black crow, black crow silently you pass above
Understanding everything but you know nothing at all
yaklaşıyor gittikçe, bir kapıdan içeri, tanımadığı bir yer sanki bir şekilde saklanmış yada saklanmak için yapılmış. Bir siluet görüyor O değil biliyor ama sanki bilmiyormuşçasına koşuyor kadının yanına, şarkıysa çalmaya devam ediyor daha yüksek tonda, inadına...
black crow black crow tell me what you really know
do you understand the pain that we feel down here at all?
Işığın Lantelediği...
She’s going to leave him over
She’s gonna take her love away
So much for your eternal vows, well
It does not matter anyway
Why can’t you stay here awhile
Stay here awhile
Stay with me
Haykırış
Gölgenin peşinden geldi gecenin hakimiyeti
seni duymak için terk ettim geceyi ve gölgemi
nerdesin ey Tanrın'ın bana vadettiği!
ey sevgili! ey ruhum benim!
dedim ya benim
ışığın lanetlediği,
geri geldim...
Evini bulamıyor çocuk aramıyorda artık. "Belki de hiç evim olmadı, belki bu da zihnimin yarattığı bir yalandı" diyor içinde, ama merak ediyor acaba söylemek isterse söyleyebilirmiydi bu kadarını, sesi hala onunlamıydı? yoksa o da mı terketmişti çocuğu O'nun gibi gizlice...
Kadın apartmana doğru ilerliyor. Kaldırımın yanında ki bankta yatmakta olan çocuğu görmüyor. Hızlı adımlarla ilerliyor. Çocuk "üşüyorum" diyor. Kadın duymuyor...
Çocuk üşüyor, yanından geçeni görmüyor duymuyor ama birinin geçtiğini biliyor. Kaldırıma uzanıyor eli, düşmemek için destek alıyor banktan. Korunmak için örtüyor üstüne bilmeden, kadının az önce kaldırıma bıraktığı, öyküleri...
Kadın umutsuz bekliyor asla açılmayacak olan kapının önünde. "Orda olmalı" diyor, "demek artık istemiyor". Bilmiyor, bilemez orda kimse yok, sadece karanlık "ışığın lanetlediği"...
BleSSed by ThE DARK CurSeD By ThE LIGHT
|