Eşcinsellik ve erkek İnsanoğlunun varoluşundan bugüne dek süregelen ve bundan sonra da sürecek olan eşcinsellik; bir cinsel tercih türüdür. Doğa, tüm canlıları, karşı cinsine yönlendirerek, çoğalma amaçlı kurallar oluşturmuştur. Hepimiz, doğanın kuralları doğrultusunda varolup yaşadığımıza göre, çoğalma amacına yönelik olmayan bu tür eylem ve davranışlarımızın nedeni ne olabilir?
Bunun yanıtı kısa ve basittir nedeni: "insan olmamızdır".
Bu yargımızı belki yadırgayabilirsiniz. Öteki canlılar kendi grupları içerisinde, cinselliği tek bir boyutla öğrenirlerken, insanların doğuşundan başlayarak, ergenliğine geçişine dek gelişim süreçlerinde ve sonrasında, ailesel ya da toplumsal değerlere göre bir kimliği oluşur.
Tarih sayfalarında dolaştığımızda, toplumların bu konuya bakış açılarının çok değişik olduğunu görürüz. Erkek eşcinselliğinin daha üstün sayıldığı toplumlar yanında, eşcinselleri ateşe atarak, cezalandıran toplumlar da, yine bu dünyamızın geçmişteki gerçekleridir.
Eşcinsellik çok karmaşık bir olaydır. Bu nedenle fazla derinlere girmeden, kısaca bir kaç söz etmemiz gerekirse; kesinlikle her kişi, hangi tür cinsel tercihi olursa olsun, kendi kimliği ya da cinselliğiyle barış içinde olmalıdır. Tedavide ve yaşama uyumda hareket noktamız budur. Önce siz, kararlı olmaz ve içinizdeki tedirğinliği aşmazsanız, bu sorunlardan kurtulmanız için, gerekli enerjinizin kaynağını kurutmuş olursunuz.
Dahası, başkalarına göre olumsuz gibi görünen bir yaşam tercihiniz, yücelme mekanizmasını kullanarak, topluma yüce bir değer olarak yansıyabilir. Geçmişte ya da günümüzde tarihte ve sanat alanında iz bırakmış nice eşcinseller vardır. Bu insanlar eşcinsellikleriyle değil yaratıcı kimlikleriyle ve yetenekleriyle anılmaktadırlar.
Birkaç örnek; Sokrat, Büyük İskender, Jules Sezar, Çeçeron, Neron, Michalangelo, Leonardo da Vinci, heykeltraş Jerdum, Dükney, Yazar Binkelman, şair Anderson ,III. Henri, II. Edward, Goethe, Büyük Frederick, papalardan II. Poul, IV. Şekst, Lord Bayron, Tchaikovsky, yakın tarihin en büyük acımasız lideri Hitler ve daha niceleri, bilinen ünlü eşcinsellerdir.
Bırakın tarihi gerçekleri, gözümüzü günümüze çevirdiğimizde, bir çok ünlünün de tercihlerinin bu yönde olduğunu biliyoruz. Bu açıdan değerlendirdiğimizde, kimsenin yatak odası bir başkasını ilgilendirmez diyebiliriz. Ama eşcinsellerin de kendilerini bu yönleriyle, öteki kişilerden ne aşağı, ne de üstün görmeleri gibi bir ayrıcalıkları yoktur.
Bir de biseksüel dediğimiz, hem kadın, hem erkekle cinsel birleşme yapanlar vardır. Burada edilgen pasif birleşmeleri tercih edenlerden söz ediyoruz. Bunlar kendileriyle daha çok barışık oluyorlar. Çünkü, kadın karşısında erkekliklerini yaşayabiliyorlar, bu da en azından onların üzerindeki toplumsal yükü azaltıyor.
Ancak bazı eşcinsellerin, evlenme ve çocuk sahibi olma gibi istekleri de olabilir. Bu isteklerde onların insan ve demokratik hakları kapsamına gireceğinden, uzman hekimin ve ailenin işbirliği ile, karar ortaklaşa verilmelidir.
Bazıları kendini bir şey sanar, ne komiktir biz onların ne olduklarını biliriz
|