| Yaşamak İçin Azalmak Yaşamak İçin Azalmak
"Hatırlamayı isteriz ve bu vazifemizdir.
Fakat unutmak da bir ihtiyaçtır."
“Hiroshima Mon Amour”
Bize hep yaşamak için bir şeylere sahip olmak gerektiği öğretildi. Bir ev almak gerekiyordu. Bir araba. Giysiler. Ayakkabılar. Kitaplar, dergiler. Eşyalar. Bellekte biriken bilgiler. Yaşanan ilişkiler. Üst üste yığılan anılar. Ve biraz düşününce aklınıza gelecek daha bir sürü şey. Bunların çoğu, ihtiyacımız olmadığı halde yalnızca sahip olmanın bize mutluluk getireceğini düşündüğümüz şeylerdi.
Çoğumuz çocuklarımıza da bilinçsiz olarak aynı düşünceyi aşıladık. Aslında ihtiyaçları olmadığı halde yeni bir giysi daha aldık: Bir şeye sahip olmak için istemeleri yetiyordu. Odaları oyuncakla dolu olduğu halde, oyuncakçının birinde görüp hoşlandıkları yeni bir oyuncağı almakta zarar görmedik. Bilgisayar oyunlarını, bırakın ihtiyaçlarını düşünmeyi, zararlarını bile düşünmeden istiflemelerine ses çıkarmadık.
Aynı şey bilgi biriktirme konusunda da geçerliydi. Bilmek, bize göre bilginin özüne inmekten çok, niceliğine kapılarak daha çok bilgi biriktirmekti. İstifçiliğin farklı bir biçimiydi. Daha çok bilgi topladıkça, belleğimizi tıka basa doldurdukça ağırlaştık, hantallaştık.
Azalmak Gerek
Geçen hafta sonlarından birinde bir fırsatını bulup çalışma odamı topladım. Çok uzun zamandır biriktirdiğim kağıtları, gazete kesiklerini ve broşürleri doldurduğum çekmeceleri ve dosyaları elden geçirdim. Zaman içinde fark etmeden ne kadar da çok şey biriktirmişim. Ne kadar çok şeyi bir gün ihtiyacım olur diye saklamışım. Bunlardan ayrılmak sandığım kadar zor olmadı. Pek çok şeyi acımasızca yırtıp attım. Başkalarının işine yarayabilecek olanları ertesi gün elden çıkarmak üzere kutuladım.
Sonra giysi dolabıma göz gezdirdim. Atıl halde yıllardır giyilmeyi bekleyen kumaş parçaları... Bir gün giyerim diye bunca şeye tutunmak anlamsızdı. Aslında bazı giysileri bir gün yeniden giyeceğime inandığımdan değil, geçmişte onları giydiğimde birlikte olduğum kişileri, yaşadığım acı tatlı olayları, o sırada bulunduğum yerleri bana anımsattıkları için atamadığımı fark ettim. Bu iş de çok zor olmadı. Yatağın üstü giysilerle kaplandı. Gerekli yere göndermek üzere güzelce temizledim, ütüleyip torbalara yerleştirdim.
Sonra fotoğraf kutularını açtım. Çocukluğun fotoğraflarına kıymak kolay değildi. Onların yeri başkaydı. Ama yıllar öncesinde kalan eski sevgililerin fotoğraflarının neden hala o kutularda beklediğini anlayamadım.
Eski dostlar, eski düşmanlar, akrabalar, okul arkadaşları, öğretmenler, bir kez gidilip bir daha gidilmeyen yerler, fotoğrafı çekilen insanların arkasında bir yerlerde kim bilir niçin durup bir yabancının objektifine gözlerini diken, hiç tanımadığım ama her nedense fotoğraflarıma girip yıllardır evimdeki bir kutuda kapalı kalmış insan suretleri.
Aşık olunup sonra unutan ya da unutulanları, yaşamın bir yerinde nedense yolların birdenbire farklı yönlere gidivermesiyle kopup giden, gözden yiten arkadaşları, bazılarıyla birlikte büyüdüğüm ve hep yanı başımda olan can yoldaşlarımı, aramızdan ayrılanları, hala bizimle olanları, eski okulları, iş yerlerini, başka ülkeleri gördüm yeniden.
Veda Etmek Kolay Değil
Bu ayrılık kolay olmadı. İlk başta, bazı fotoğrafları ellerim titreyerek aradan çekip kenara ayırdım. Bazılarıyla vedalaşırken içim kan ağladı. Hepsini elden geçirip, pek çok fotoğrafı evimden ve yaşamımdan çıkarmayı başarınca hafiflediğimi hissettim.
Şimdi geriye tek bir şey kaldı: Zihnimin ve yüreğimin dolaplarını açıp temizlemek. Kalbimdeki kırıkları, kırgınlıkları, öfke kırıntılarını temizlemem gerek. Çünkü arınmam gerek. Sonra zihnimi hafifletmem gerek. Çünkü azalmam gerek. İlişkilerimi gözden geçirmem gerek. Bırakmayı bilmem gerek. Çünkü yaşamam gerek.
Bütün bunların en zor kısmı neyin önemli ve neyin önemsiz, neyin saklamaya değer ve neyin artık içinde hiçbir şey barındırmayan boş bir kabuk olduğunu ayırt etmek. Hiç kuşkusuz, evin, zihnin ve yüreğin ve en değerli köşelerinde sonsuza dek saklanmaya değer pek çok şey de var...
Bazıları kendini bir şey sanar, ne komiktir biz onların ne olduklarını biliriz
|