Forum | GYKFRM.CoM


Giriş Yap

Forum İstatistikleri

Reklam

Destek Verenler

Forum | GYKFRM.CoM » Genel » Biyografi » Diğer Önemli İsimler » Mimar Sinan

Diğer Önemli İsimler | Birçok önemli ismin hayat hikayesine bu bölümden ulaşabilirsiniz.

Taglar:


Üyelerimize Merhaba Deyin...
Loading... Please Wait...


Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
  #1 (permalink)  
Eski 06-07-2008, 20:02
Acem Kızı - ait Avatar
Asistan
Acem Kızı Yükselen YıldızAcem Kızı Yükselen YıldızAcem Kızı Yükselen YıldızAcem Kızı Yükselen YıldızAcem Kızı Yükselen Yıldız
Kayıt : 28/07/2006
Forum : Çok İyi
Ortam : Süper
Yaradılış : Bayan
İkamet : Kocaeli
Yaşı : 14
Mesleği : ÖzGÜlçin
Mesaj Sayısı : 1.975
Uyarıları : 0/0 (0)
Tecrübe : 68
Rütbe :
 
Mimar Sinan


Taşa Şekil Veren Adam

Taşla, sanatla uğraşan şimdiki gençlerimizi bilirsiniz. Mermeri bulunca ya heykele çevirirler ya da kendinden geçirirler. Onlara sorsanız dışa vurumcu bir çizgidedirler belki ama, dedelerimiz taşı dikmeye bakar, ya han yaparlar ya da hamama göz kırparlar. Heykelin soğuk yüzüne bir türlü ısınamayan ecdad, bunun için hat, tezhip ve ebrunun yanında mimariye de büyük önem verir. İmparatorluğun önemli isimlerinin, "Be, bi, bü" diyerek başlayan tahsil hayatlarında ne olacakları konusundaki karar mercii diploma notları değil, yıllarca kendilerini takip eden hocaları ve yetenekleridir. Kimsede sonuçtan rahatsız olmaz, bilgisayar okumak isteyen adam muhasebeyle uğraşmaz. Sinan da bunlardan biridir işte. Kayseri'de akranları çelik çomak oynarken; o, taşlarla hayal kurar, üst üste dizdiği irili ufaklı parçacıklarla kısa donlulara hava atar.



Devşirme sistemini bilen bilir, Osmanlı gözüne kestirdiği vatan evlatlarını kürkünün içine alır, Laz, Kürt, Rum, Ermeni demez eğitir, yetiştirir, gözetir, kollar. Ailelerinden koparmaz vatana, millete hayırlı insan olmaları için çırpınır. Ama devşirme sistemi içerisinde kendi vatandaşlarını da unutmaz. Sinan da unutulmayanlardan biridir. Kahramanımız, taşlarla oynarken, ağır abilerin dikkati o cihete kayar ve ailesiyle yapılan görüşmelerden sonra sırtını sıvazlayıp Dersaadet'e gönderirler. Eğitim-öğretim hayatı, tam da kanının deli gibi çağladığı dönemlere denk geldiği için kendini ilk önce asker ocağında bulur, orduyla Çaldıran ovalarından Mısır seferine kadar at sürer. Gittiği her yerde amaç önce düşmanı haklamaktır ama, Sinan boş vakitlerinde ayakta kalan yapıları inceler geçtiği köprüleri not eder. Gel zaman git zaman Sinan'ın içindeki Sinan, mimariye göz kırpamaya başlar. Hele bir sefer sırasında ordu Van Gölü etrafında sıkışınca "Fırsat bu fırsat" der, orduyu karşıya geçirebileceğini sesli düşünür, yemi orta yere atar. İstişare heyeti toplanır, karar verilir. Teklif, Sinan'ın ellerinden öper. Kısa zaman sonra bir de ne görsünler; Van Gölü'nün üzerinde ufak bir donanma bulurlar. Sinan dikkatleri çekmiş, Kanuni de adını bir tarafa not etmiştir. Derken, sıra Karabuğdan seferine gelir. Ordu bu sefer Prut nehri civarında kala kalmıştır. Ordu-yu Hûmayun'un onlarca mimarı, binlerce askeri karşı kıyıya geçirmek için çabalar ama olmaz. İçerideki Sinan tekrar baş gösterir ve dışarıdakini tekrar Sadrazam'ın huzuruna ittirir. Sadrazamımız, "De get tüysüz" diyecektir ama "Dur bakalım, hele bir denesin" der. İzin kopartıldıktan sonra -çok değil 12-13 gün- bir de bakarlarki kuğu gibi bir köprü "Hadi" diye bağırır. Kanuni Sultan Süleyman ise daha önce not ettiği Tüysüz Sinan'ı huzuruna çağırır ve yeni unvanını söyler: "Reis-i Mimaran-i Dergâh-ı Âli" yani Mimarbaşı.



Sinan artık Mimar Sinan'dır. Vakti zamanında taşla konuşurken, şimdi hasbihal etmektedir. Ülkeyi bir uçtan bir uca eserleriyle donatırken, yaptığı eserler hanesine 477 tane şaheser sıkıştırırki, en göze batanlarından Süleymaniye kalfalık eseridir. Hıristiyan dünyasının övünmekle bitiremediği Ayasofya'dan daha yüksek ve kubbesi daha geniş Selimiye'yi de taşa oturtur ve Ayasofya'ya fark atar. Yaptıklarıyla yükselmektedir Mimar Sinan. Bilhassa, yaptığı camiler özellikleriyle parmak ısırtır. Eserlerinin yapılmış olması değil, asırlara meydan okuması hayallerini süsler. Düşlediği gibi de olur.



Duymuşsunuzdur, Süleymaniye Camii'nin 1950'li yıllarda Haliç'e doğru kaydığı tespit edilir. Bunun için taa Japonya'dan uzmanlar gelirler, gerekli çalışmalar yapılır ve tam 18 noktaya destek yapılmasına karar verirler. Başlarlar kazmaya ama ne görsünler toprak altında zaten bir tane destek vardır. İkinci noktaya vururlar kazmayı bir destek de oradan çıkar. Üç-dört-beş derken tam 19 tane destek görürler ve gözlerine inanamazlar. Mimarımız, "Bu da benden olsun" diye yapmamıştır herhalde ama, çekik gözlü dostlarımızı fena faka bastırır. Hele Selimiye için yaptıkları insana küçük dilini yutturur lakin, işin dini boyutu olduğu için her yerde yazılmaz. Bir de akustik konusu vardırki, inceden anlatılsa bir kütüphane dolusu seri ortaya çıkar. Mihrap önündeki konuşmalar avluya taşar. Bu arada denizin ortasına karayla bağlantısı olmayan tek camiyi yine Sinan yapar. Neresi derseniz, Tophane'deki Kılıç Ali Paşa Camii'dir, artık en büyük özelliğinin esamesi okunmaz.



Bir ara ortalardan kaybolan nam-ı diğer Koca Sinan'a Kanuni fena bozulur. Süleymaniye'nin temelleri atıldıktan sonra Sinan'ı gören olmaz. İki sene sonra çıkıp geldiğinde soluğu doğrudan sarayda alır. "Sultanım" der, "Biliyorum bana çok kızgınsınız. Temelleri atalı iki yıl geçti ama artık tamam oldu. Temel iki tane kışı devirdi, iki tane yaz geçti. Taş kendine geldi. Şimdi inşaata başlayabiliriz."



Süleymaniye'nin açılış arefesidir. Kalabalık bir topluluk külliyeyi incelerken, tiz bir çocuk sesi "Bu minare yamuk" diye çığırır. Mimar Sinan'ın da bakışları herkes gibi çocuğa kayar. İşaret eder, yanına çağırır, "İyiki gösterdin" der. Koca minareye halatları attırır, "Çekin" der. Çocuk ne zaman okey verir, o zaman ameleler, ırgatlar rahat bir nefes alır. Her ne kadar kalfalık bir eser olsa da Süleymaniye'nin minaresi falan yamuk değildir. Sırf çocuğun gönlü olsun diye böyle bir iş eder ve insanlıktan da dersler verir. Mimar Sinan'ın kendi yazdığı nüshalardaki ibareler de dikkat çeker. "Mûr-u Nâtuvan" (Güçsüz Karınca) diye başlayan yazılar, "El Fakir Sinan Sermimaran-ı Hassa" imzasıyla sona erer. Biraz daha detaylılarında ise, "Sermimaran-ı hassa müstemend / Bende-i miskin kemine dermend" ( Fakir, aciz, hassa sermimaranı / dertli değersiz miskin bendeleri) diyerek mütevazilikte de zirve yapar.



İstanbul, bir dönem neredeyse sadece Sinan'ın eserleriyle göze çarpar ama, mimari katili Fransız mimar Prost'a kimse dur diyemez; yıkılan eserlerden üzerimize lanet yağar.



Mimar Sinan, inşaat mühendisliği okuyan öğrencilere ders olarak gösterilmektedir. Batılılar, hayranlıklarını gizleyemez, adını biri dünya olmak üzere iki gezegende yaşatmaya bakar, Merkür'deki bir kratere adını verirler. Koca Sinan'ı yedi düvel anlar ama sonradan görme gotiklerimiz, gotik edebiyata sığınıp gotik mimariyi savunurlar. Belki o dönem Fransızların Legion de Haneur nişanı, Osmanlı İmparatorluğu'nda beş paralık kıymet bulmaz, Sinan da göğsüne takmaz ama, o takacağını çoktan takmıştır zaten.


Devşirme dedik ya başta. İmparatorluk, Yavuz Sultan Selim zamanında Anadolu'dan da asker çıkartır. Sinan'ın dedesi neccarlık yapan Doğan Yusuf Ağa'dır. Belki de bu dehaya ilk tohumunu o atar.


1588 senesinde kendi yaptırdığı Süleymaniye Camii'deki kabrine defnolunan Mimar Sinan'ın mezar taşına ise "Geçdi bu demde cihandan pir-i mimaran Sinan " kazınırki, ebcet hesabında vefat tarihi çıkar. İşte bugün o Mimar'ın vefat yıldönümüdür. Övünsek mi azdır yoksa kıymet bilmediğimiz için dövünsek mi?





Kinler değil büyük mutluluklar öç aldığı zaman. Yücelikten kısır görkemli acılar çıkar ortaya. Bu beklenmedik sızılara katlanabilir misin ey insan… öfkeye katıldığın, katlanabildiğin kadar… ve görebilir misin tekrar tekrar tüm hayıflarını.


Resmi orjinal boyutta görmek için tıklayın!
Resmi orjinal boyutta görmek için tıklayın!



Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'da Paylaş! Google'de Paylaş!Yahoo'da Paylaş!Live'de Paylaş!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Eski 07-07-2008, 01:19
buneyye - ait Avatar
hiperaktif üye
buneyye Tecrübesiz
Kayıt : 04/05/2006
Forum : Çok İyi
Ortam : Süper
Yaradılış : Bay
İkamet : ANKARA
Yaşı : 21
Mesleği : öğrenci
Mesaj Sayısı : 344
Uyarıları : 0/0 (0)
Tecrübe : 0
Rütbe :
 

MİMAR SİNAN IN DEHALARI

Mimar Sinan'in Selimiye Camii'nin kubbesini o genislige oturtmak için 13
bilinmeyenli bir denklemi matematigin bilinen 4 ana isleminden farkli
besinci bir islem bularak cozdugu soylenir.
Ayrica minarelerin serefelerine cikanlarin yolda birbirlerini gormemeleri
ise buyuk bir bir dehanin urunudur. Almanlar ayni sistemi meclislerinin
onundeki dev kurede kullanmislar. Mimar Sinan bu sistemi 2 metre capindaki
minarelere yuzyillar once monte edebilecek bir dehadir.
Almanlarin "dehasi" ise, o cirkin metal yiginina Selimiye'den fazla turist
cekebilmelerindedir!!!

***

Bir gun Selimiye Camii'ne girenler, kubbenin altinda bir Japon'un ayaklarini
kibleye dogru uzatmis sirtustu yattigini gormusler. Tabii hemen Japonu,
"Burasi kutsal bir yer. Bu sekilde yatmak bizim inanclarimiza gore
saygisizliktir. Lutfen oturun veya ayakta durun" diyerek uyarmislar. Ancak,
Japon trans vaziyetteymis, gozlerini kubbeden ayirmadan soyle sayikliyormus:
"Bu imkansiz. Ben yillarin muhendisiyim. Bu kubbe var olamaz. Hayal
goruyorum. Bu kubbenin orada o sekilde durmasi fizik ve matematik
kurallarina aykiri. Bu imkansiz, orada hicbir sey yok, orada hicbir sey
yok..."

***

Selimiye camisisinin zemini gevsek toprakmis. Bu nedenle minarelerinin yakin
zamanda yikilacagi farkedilmis. Uluslararasi bir grup bilim adami
toplanmislar. Nasil kurtaririz bu tarihi minareleri diye kafa kafaya
vermisler. Sonucta en son teknoloji olan metal kelepcelerle minarelerin
temellerini sabitlemenin en iyi cozum olduguna karar vermisler. Minarelerin
temellerini acinca, koymayi dusundukleri kelepcelerin aynisiyla
karsilasmislar. Mimar Sinan bilmem kaç yüzyil once ayni seyi dusunmus
megerse...


***

1950-60 arasi bir tarihte insaat muhendisi, mimar ve jeofizikçilerden
olusan bir Japon heyeti Turkiye'ye gelmis. Heyet Imar ve Iskan
Bakanligi'ndan izin alarak ulkemizdeki tarihi yapilari incelemeye baslamis.
Ayasofyayi, Yerebatan Sarnicini filan gezdikten sonra sira Sinan'in
kalfalik eseri Suleymaniye Camii'yle Sinan'in ogrencisi Mimar Davut Aga'nin
eseri Sultanahmet Camii'ne gelmis. Japonlar bu camiler uzerinde gunlerce
inceleme yapmislar. Her geçen gun saskinliklari daha da artiyormus. Cunku
Japonlar daha ilk incelemede camilerin gevsek bir zemin uzerine insa
edildigini anlamislar. Ama bunca yil, bu camilerde bir catlak dahi
olmamasina akil sir erdirememisler. Bunun uzerine Türkiye programinin
gerisini tamamen bu konuya ayirmislar.

Arastirmalarinin sonucunda herhangi bir sarsinti sirasinda bu iki caminin
sabitlenmedigini, aksine yerinde oynayarak yikilmaktan kurtulabildigi
ortaya çikmis. Minareleri incelediklerinde ise dumurlari ikiye katlanmis.
Minarelerin cok daha gelismis bir rayli sistem mekanizmasi uzerine
oturtuldugunu ve her yone yaklasik 5 derece yatabildigini gormusler.

Daha derin arastirma yapmak için Edirne'ye, Sinan'in ustalik eseri Selimiye
Camii'ne gitmisler. Ordaki olaganustu sistemleri gorunce iyice dumur
olmuslar. Selimiye'nin tüm sirlarini aylarini harcayarak cozmüsler.
Japonya'ya donduklerinde ise Sinan'in sirlarini uygulamaya sokarak
sehirlerini Sinan'in kullandigi sistemlerle kurup muazzam gokdelenler
dikmisler.

Yani su an gelismis ulkelerin gokdelen yapiminda kullanildiklari cogu
sistem, yuzyillar önce Sinan'in gelistirdigi mekanizmalarmis.

***

Tac Mahalin mimari Mehmet Efendi mimar Sinanin ogrencisidir.





Noksanını Görüp Anlayan Kimse,Kendisini Kemâle erdirmek için Gayret Eder.

Kendisinin Kemâlini İddia Eden,Celal Sahibi Hakk'a Yakınlığa Layık Olamaz.

Mevlâna



Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'da Paylaş! Google'de Paylaş!Yahoo'da Paylaş!Live'de Paylaş!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Konu Seçenekleri
Modları Göster


Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Sinan Şamil Sam 8969 Diğer Spor Branşları 2 14-07-2007 12:55
muhakkak okuyun.. MİMAR SİNAN ... ekomanya Biyografi 1 05-06-2007 19:15
Osman Gazi (Osmanlı Padişahları'nın Bilgileri) gaoucho Genel Tarih 34 31-05-2007 00:36
Sinan Erdem (1927 - .... ) Black Sporcular 0 02-02-2007 15:05
Biyografi 8969 Konu Dışında Kalan Tüm Cümle Grupları 13 28-06-2006 13:22



Nav Item BG