Çiftçinin birisi gittikce yumurta verimi düşen kümese bakar. Artık horoz
yaşlanmıştır. Bunun yerine genç ve yorulmayan bir horoz almak lazım diye
geçirir içinden.
Pazara gider. Satıcıya hiç yorulmayan bir horoz almak istediğini söyler.
Satıcı bunun üzerine elimde bir tane var. Çok azgın elinden ne uçan nede
kaçan kurtuluyor. Eminim der kümesinizdeki yumurta verimi bundan sonra
artacaktır.
Çiftci yeni horozunu alarak çiftliğine döner. Kümesin kapısını açar horozu
kümese bırakır bırakmaz.
Havada tüyler uçuşmaya başlar. Gıdaklama sesleri, tavuklar feryat figan
koşturuyor. Tavuklar önde horoz arkada kümesde kovalamaca başlar.
Çiftci durumdan çok memnundur. Ama horoz çok azgındır 2. gün tavuklardan
sonra çiftlikdeki küçük baş hayvanlar , büyük baş hayvanlar , atlar bile
horozdan nasibini alır.
Çiftci horozun bu gidişi karşısında endişelenmeye başlar. Bu şekilde giderse
öleceğini düşünür.
Ertesi gün kümese doğru giderken. Bir de ne görsün. Horozun ayakları havaya
dikilmiş. Dili gagasından dışarı çıkmış , Pestili çıkmış bir vaziyetde yere
yatmış. Tepesindede bir akbaba uçuşuyor.
Çiftci ben böyle olacağını biliyordum diye homurdanmaya başlar. Bu sırada
horoz gözünü hafif aralar.
Şişşştt Gürültü yapmasana. Akbabayı kaçırtacan.
Kinler değil büyük mutluluklar öç aldığı zaman. Yücelikten kısır görkemli acılar çıkar ortaya. Bu beklenmedik sızılara katlanabilir misin ey insan… öfkeye katıldığın, katlanabildiğin kadar… ve görebilir misin tekrar tekrar tüm hayıflarını. |