| | Forum | Geyik Forum
» Genel
» Garip Olaylar, Garip Şeyler
»
Belki Gerçek, Belki Hayal Ürünü Bulabildiğim Efsaneler
Garip Olaylar, Garip Şeyler | Başınızdan geçen ya da bir yerden duyduğunuz ilginç veya ürkütücü olayları, okuduğunuz garip ve korkunç (?) haberleri burada paylaşabilirsiniz.
Taglar: |  | | 
26-07-2006, 15:37
| | | Paha Biçilmez Çamur Paha Biçilmez Çamur
Caponlar zamanın Belediye Başkanı Bedrettin Dalan’a gelip “Bey’fendicim bizim için Haliç’i temizlemek çoook çok kolay. Bi aylık iş. He deyin, hemen başlayalım. Sizden bi kuruş da istemeyiz” teklifini yapmış. Ama karşılığında da “Haliç’in dibinden çıkan büttüün çamur bizim olacak, Caponya’ya götüreceğiz” demişler. Teklif çok cazip ama Dalan deyip geçme, akıllı adam, hemen atlar mı hiç öyle? “Siz bana 2 gün müsaade edin, biraz düşüneyim, sonra size kararımı bildiririm” demiş.
Abicim Dalan accayip pirelenmiş taabi. “Yahu bu işin içinde bi bit yeniği var. Elin Caponu napıcak bu balçığı?” diye diye kafayı sıyırmış. O ara nerden aklına geldiyse bizim Güzel Sanatlar’ı aramış. “Hocalara bi danışayım bakayım ne diy’cekler?” diye düşünmüş. Üstadım hocalar daha mevzuyu duyar duymaz, “Amman sayın Dalan hemmmen bu teklifi reddedin. Haliç’in dibindeki çamur dünyanın en değerli seramik çamurudur. Bunun 100 gramı havada karada enn az 10 bin dolar eder. Bu Caponlar sizi kazıklamaya çalışıyo” diye feryat etmiş. Dalan ertesi gün sınırdışı ettirmiş Capon grubu. Teresler avuçlarını yalaya yalaya binmişler uçağa. Valla bu Caponlardan korkulur abicim. Adamlar neyin hesabını yapıp gelmiş taa buralara...
Malum, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Haliç’i temizliği için 1997’de ihale açtı. Bi Türk-Amerikan konsorsiyumunun kazandığı ihalede dipten çıkan 3 milyon metre küpe yakın değerli mi değerli “seramik çamuru” artık kullanılmayan taş ocaklarının açtığı oyukları doldurulmak için kullanıldı. Caponlar duysa kafayı yer herhalde. Gerçi biliyolardır belki de. Barış Manço kesin anlatmıştır…
*********************************
İzmir Körfezi'nin çamuru da değerli Bir efsane olarak değil ama benzeri bir durum İzmir körfezi için mevcut. Doğruluğu bilinmemekle birlikte, Yüksel Çakmur zamanında gene Japon bilim adamları körfezi temizlemek için belediyeye teklif sunarlar. Ve aynı şekilde hiç bir ücret talep etmedikleri, sadece "içinden b.k da olsa, ne çıkarsa bizim olsun" gibisinden bir teklifle gelirler. Amma velakin bu sefer kaynağın kullanımı farklıdır. Birincisi, ordan çıkacak olan yosunların diş macunu hammaddesi olması, (bu düşünüldüğünde iğrenç ama sanırım doğru birşey) ikincisi de oraya verilen bir sürü endüstri atığından dolayı değerli metaller bulunması...
*********************************
Burdur gölünün dibi şekerkamışı tarlası Benzer bir şey Burdur'da da var. Anlatacağım konu efsane değil. Çünkü bu gerçek. Burdur gölüne son kırkbeş yılda sürekli olarak atılan şeker fabrikası atıklarından dolayı bu gölün dibinde Brezilya'daki en kaliteli şeker kamışları kalitesinde yosunların türediği ortaya çıkmış. Konu, Devlet Planlama Teşkilatı'nın bu yıl ekim ayında yapılan toplantısında da tartışılmış (Biliyorum çünkü eniştemin amcaoğlu da bu toplantıda başmüşavir yardımcı vekili olarak yer almıştı.). Gölde SAT'a bağlı dalgıçlar tarafından yazın yapılan gizli araştırmalar sonucu dünya yıllık şeker üretiminin % 75'ine karşılık gelecek düzeyde şekerin, her yıl göl tabanından elde edilebileceği ortaya çıkmış. Yapılan bir diğer araştırma da Burdurlular'ın gölden tutup yedikleri balıklar yüzünden büyük oranda şeker hastalığına yakalandığı ortaya çıkmış. Ancak bu bilgiler, dış mihraklar gözönüne alınarak açıklanmıyormuş. (Yukarıdaki efsaneleri okuyunca ben de fark ettim. Demek ki Burdur gölü olayının da İzmir ve İstanbul gibi olmasını istemiyorlar.)
*********************************
Burdur gölünde balık yok ki.. "Çok gerçekçi" rumuzuyla yazan arkadaş, fena sallamış. Burdur gölü kapalı havzada bi göl. Yani hiçbir şekilde akıntı yok. Kükürt oranı çok yüksek olduğu için içinde balık da yaşamıyor. Gölde yosundan başka hiçbir şey yok. Ayrıca şeker denilen bitki, havayla dehidrasyon halinde olması gerekir. Bir de gölün fabrika atıkları yüzünden yanına yaklaşılamayacak kadar kötü koktuğunu Burdur'da yaşayan herkes bilir.
*********************************
Bir uzman yorumu Seramik eğitimi aldığım için biliyorum. Alüvyonlar seramik çamuru olarak değerlidir. Bunlar çömlekçilikte özellikle katkı maddesi olarak kullanılıyor. İnce taneli yapısı çamurun plastikliğini arttırıyor. İçerdiği zengin mineraller pişme sıcaklığını düşürüyor ve sonuçta daha sağlam bir yapı elde ediliyor. Ancak Haliç'ten çıkarılacak çamurun fahiş bir fiyatı asla ve de asla olamaz. Kaldı ki çok daha kıymetli kaolin (beyaz kil) yataklarında bile bu derece yüksek fiyat söz konusu değil.
Not : Alıntıdır. Bir Gece Ansızın Gelebiliriz... Gaoucho Uzaydan Çıplak Gözle Görünebilen Tek Co - Admin
| 
26-07-2006, 15:38
| | | Halicin Dibi Altın Dolu Halicin Dibi Altın Dolu
Bedrettin Dalan’ın Büyükşehir Belediyesi Başkanı olduğu zamanlar... Hani “Haliç’in suyu benim gözlerimin rengiyle aynı olacak” filan da demişti. İşte tam o sıralarda Caponlar Dalan’a gelip, “Bey’fendi bizim teknolojimizle Haliç’i temizlemek çocuk oyuncağı. Burayı 6 ayda temizleriz ama tek şartımız var: Haliç’in dibinden çıkan heeerşey bizim olacak” demiş. Taabi Dalan yılların kurdu, yutar mı hiç küçücük Capon’un cinliğini. “Olmaz” demiş, “Gidin kendinize başka bi aptal bulun!”
Neden? Çünkü Dalan da Caponlar gibi biliyomuş ki Haliç’in dibi silme, tonlarca altınla dolu. Zamanında Fatih İstanbul’u fethettiğinde bütün Bizanslılar altınlarını, “Türko’lara yedireceğime denize atarım daha iyi” diyerek Haliç’e sallamış. Osmanlı’dan kaçmaya çalışan o zamanın Bizans İmparatoru Justinyen’in gemisi de Haliç’ten çıkamadan batırılmış. Bizans sarayının büttüüün hazineleri denizin dibini boylamış. Yine Osmanlı zamanında seferden dönen bi’kaç kalyon da getirdikleri ganimetleri boşaltamadan batmışlar Haliç’te. Yağni yer gök altınmış dipte. Bu altınların şimdiki değeri de öyle böyle değil, bizim hazineyi yüze katlarmış. E altın bu, çamurun içinde de olsa paslanacak değil ya, hala ilk günkü değerindeymiş hepsi.
**********************************
En meşhur şehir efsanemiz. Hatta bu terimin ne anlama geldiğini anlatmak için sıkça başvurduğum bi imdat çekici: “Hani Haliç’in dibi altınla doluymuş’ filan diye geyikler var ya, hah, işte onlara Batı’da şehir efsanesi deniyo.”
Bilindiği üzere, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Haliç’i temizlemek için 1997’de ihale açtı. Ama ne hikmetse ihaleyi tahmin edildiği gibi Japonlar değil, bi Türk-Amerikan konsorsiyumu kazandı. Dipten çıkan yaklaşık 3 milyon metre küp “çok değerli seramik çamuru” ise (Bakın bakalım: “Balçık değil; paha biçilmez çamur” efsanesi) kullanılmayan taş ocaklarının açtığı oyukları doldurmak için kullanıldı. Allahtan temizliği yapan şirketler arasında Türkler de vardı. Haliç’in altınlarının bi kısmını kurtardık en azından!
*********************************
Halı seriyorlar Kuyumcu atolyelerinin çıkan kanallar Haliç'le birleşiyor olabilir. Ama bu kanalların girişinde özel ızgaralar var. Izgaraların altında da özel halılar serili. Bu halılar altın tozlarını tutuyor. Yani hiçbir kuyumcu atölyesi atığını boşa akıtmıyor.
*********************************
Rodos'taki altın heykel Eskiden Rodos'un limanlarından birinde som altından bir denizkızı heykeli varmış. Çok ama çok değerliymiş. Roma İmparatorluğu Rodos'u ele geçirince bu heykeli yerinden sökmüşler. Bir gemiye atıp İstanbul'a getirmişler. Ama gemi Haliç'te batmış. Heykel hala Haliç'in dibinde yatıyormuş.
*********************************
Haliç'e oluk oluk altın akıyor Benim duyduğuma göre kuyumcu dükkanlarından çıkan atık kanalları Haliç'e boşalıyormuş. Kuyumcularda ortaya çıkan altın tozları bu yolla Haliç'e akıyormuş. Çemberlitaş'taki kuyumcular pasajında dükkanı olan bir arkadaşım bu bilgiyi onayladı. Hatta kuyumcuların çöplerini bir adam parayla satın alıyormuş. Bir de İstanbul kuşatıldığında, yaşayanlar malları düşmanın eline geçmesin diye kanallara boşaltmışlar. O kanallardan Haliç'e oluk oluk altın akmış zamanında. Yani Haliç'in dibi silme altın dolu.
*********************************
Altın Boynuz Haliç'in eski adı "Golden Horn" yani "Altın Boynuz" anlamına geliyor. Bu ismin kaynağı, belki de içindeki altınlardır.
Not : Alıntıdır. Bir Gece Ansızın Gelebiliriz... Gaoucho Uzaydan Çıplak Gözle Görünebilen Tek Co - Admin
| 
26-07-2006, 15:39
| | | Çok Soğuktu Ve... Çok Soğuktu Ve...
Amerika'nın kuzeyinde bir yerlerde yeni tanışmış iki genç haftasonu kaçamağı için bir kayak merkezine gidiyorlarmış. Dışarıda fena bir soğuk varmış, acayip de kar yağmaktaymış. Çift tanışma çabaları içinde hafiften flört vaziyette,  rdeyerek, oynaşarak hava koşullarının elverdiği ölçüde yol almaktaymış.
Ancak kızın çişi gelmiş. Delikanlı biraz dayanmasını rica etmiş. Bir süre daha gitmişler ama kız dayanamaz hale gelmiş: "Duralım, ben arabanın arkasında hallederim" demiş. Durmuşlar, kız inmiş arabayı kendisine siper etmiş, pantolonunu indirip işini görmeye başlamış. Çocuk centilmen bir tavır içinde kafasını çevirip bir kez bile bakmadan kızı beklemiş. Beklemiş... Beklemiş...
Kızcağız işini bitirmiş ama ayağa kalkmaya çabalıyor, ama bir türlü kalkamıyormuş. Çünkü çömelirken kalçasını metal tampona yaslamış, hava sıfırın altında olduğundan yapışıp kalmışmış. Pantolonu inik bir vaziyette olduğundan, yeni tanıştığı çocuğa da seslenip yardım istemekten utanıyormuş. Arabayı itmiş, montunu çıkarıp, kalçasına sürterek ısıtmaya çabalamış ama nafile... En sonunda can havliyle "İmdaaat" diye haykırmış.
Delikanlı zaten iyice meraklandığından kopup gelmiş ki, manzara fena. Bir süre apışıp kaldıktan sonra, durumu anlayıp kızı kurtarmaya çabalamış. Ne yaptılarsa olmamış. En sonunda çocuğu aklına bir fikir gelmiş, ama bu yaşadıkları rezaleti ikiye katlayacağından, söyleyemiyormuş. Kız yerde kıçı-başı açık otururken donma raddesine geldiğinden, fazla dayanamamış ve aklına gelen çözümü kıza açmış. Kız haliyle duyar duymaz "Hayıır! Olamaz" şeklinde nida etse de; biraz düşününce başka çare olmadığını kabul etmiş. Böylece delikanlı fermuarını indirip, kızın kalçasına işemeye başlamış. Sonuçta kız kurtulmuş. Ama çift kayak merkezine kadar birbirleriyle tek kelime konuşmadan gitmiş ve ayrı odalar tutmuşlar. Böylece muhtemel bir beraberlik, son yılların en garip sakarlığı yüzünden başlamadan bitmiş.
Not : Alıntıdır. Bir Gece Ansızın Gelebiliriz... Gaoucho Uzaydan Çıplak Gözle Görünebilen Tek Co - Admin
| 
26-07-2006, 15:41
| | | Vibratör İyi Gelir Vibratör İyi Gelir
Elektrikli vibratör aslında tıbbi bir araç olarak icat edilmiş. İlk kez 1880 yılında histeri geçiren kadınların tedavisi için kullanılmış. Tıp dünyası o dönemlerde vajina duvarına yapılan ritmik masajın sık sık sinir krizi geçiren kadınları tedavi edeceğine inanıyormuş. Vibratör öncesi tedavi doktorlar tarafından elle yapılıyormuş. Fakat elle yapılan masajın ritmik olmadığı bu nedenle işe yaramadığı düşünülüyormuş. Elle masaj devri, elektrikli vibratörün bulunmasıyla kapanmış. Uzmanların elektrikli vibratörle yapılan tedavinin de sonuç vermediği kabul etmeleri için aradan 40 yıl geçmesi gerekmiş.
Zamanla vibratörün akıl sağlığı bozuk kadınlara değil, aslen aklı başında kadınlara iyi geldiği düşüncesi yaygınlaşmış. En sonunda tıp dünyası 1920'de vibratörün tıbbi değil erotik bir alet olduğunu kabul etmiş ve tedavi amaçlı kullanımı yasaklanmış.
Not : Alıntıdır. Bir Gece Ansızın Gelebiliriz... Gaoucho Uzaydan Çıplak Gözle Görünebilen Tek Co - Admin
| 
26-07-2006, 15:42
| | | Öğğk Bu Kokuda Ne Öğğk Bu Kokuda Ne
Daha 16'sında olan bir kız, büyük uğraşlardan sonra kendine bir sevgili edinmiş. Ama gelgelelim kızın babası bu delikanlıdan hoşlanmadığı ve kızının daha çok küçük olduğunu düşündüğünden, kızı göz hapsine almış. Ama kızın kanı kaynıyormuş, ne yapmış etmiş erkek arkadaşını gece vakti evine gelmeye ikna etmiş. Ama çocuk eve girmeye tırsıyormuş. Kız evin önünde park halinde olan babasının arabasını kullanmaya ikna etmiş çocuğu. Gizlice babasının cebinden arabanın anahtarlarını almış. Gece geç vakit evde herkes uyuyunca dışarıda bekleyen sevgilisiyle arabaya girmişler.
Kızın babasın her ne kadar ahlakçı gibi görünse de uzun zamadır karısını aldatıyormuş. Gençler sevişmek için arabayı kullanmaya karar verdikleri gece baba gizlice yatağından kalkıp, sevgilisine gitmeye karar vermiş. Ancak arabasının anahtarlarını bir türlü bulamamış. Karısına yakalanma telaşıyla yedek anahtarı alıp arabasına atlamış.
Adam arabaya girdiğinde gençler ön koltukta rahat edemediklerinden işlerine arka koltukta devam ediyorlarmış. Baba arabaya binince üst üste yatakalmışlar. Baba telaşlı olduğu için arkada yatanları farketmeden yola koyulmuş. Cep telefonuyla sevgilisini arayıp "Geliyorum canım, yarım saatim var" demiş. Erotik birkaç cümle daha kurduktan sonra telefonu kapatmış.
Keyif içinde şarkı söylemeye başlamış. Arkadakiler put gibi duruyorlarmış. Biraz daha dayanırlarsa büyük bir rezalet olmadan kurtulacaklarmış ama tam o sırada baba gürültüyle yellenince, kızın sevgilisi elinde olmadan "Öğk" demiş. Baba gece karanlığında arabanın arkasından gelen sesi duyunca paniğe kapılmış, arabanın hakimiyetini kaybedip bir telefon direğine bindirmiş. Gece yarısı kaçamak yapan üçlü hafif yaralarla hastaneye kaldırılmış.
Not : Alıntıdır. Bir Gece Ansızın Gelebiliriz... Gaoucho Uzaydan Çıplak Gözle Görünebilen Tek Co - Admin
| 
26-07-2006, 15:43
| | | Yerli Emanuella Mualla Yerli Emanuella Mualla
Kıbrıs'ta yeni evli bir çift, sevişme olayını biraz abartmış. Gençlerin yatak performanslarına diyecek yokmuş. Değişik pozisyonlar deniyor, sekste sınır tanımıyorlarmış. Bir gün genç kız, sevişirken nasıl göründüklerini merak ettiğini söylemiş. Delikanlı da bunu fırsat bilip kamera önünde sevişmeyi önermiş. Bir müddet bu konuyu tartışmışlar. Sonra fantazi konusu yapıp sevişmelerini kaydetmişler.
Sonuçta da ortaya süper bir porno kaset çıkmış. Bir zaman kaseti seyretmişler. Daha sonra sıkılıp bir kenara atmışlar. Bu olay, video filmlerin kiralandığı zamanlarda olmuş. Adam yanlışlıkla sevişme kasetlerini, kiraladıklarıyla karıştırıp videocuya vermiş. Videocunun başına talih kuşu konmuş tabii. Kasetin kendi filmlerden biri olmadığını ilk bakışta anlamış ama sesini çıkarmamış.
Delikanlı çıkar zıkmaz arka odaya geçip kaseti seyretmiş. Süpper bir porno! Hem de amatör cinsten. En makbulu yani. Uyanık videocu hemen kaseti çoğaltmış. Kaset kısa sürede o kadar çok ünlenmiş ki; olay basına bile yansımış. Gazete haberlerinde bu kasete Emmanuella'dan esinlenerek "Mualla" adı verilmiş.
Not : Alıntıdır Bir Gece Ansızın Gelebiliriz... Gaoucho Uzaydan Çıplak Gözle Görünebilen Tek Co - Admin
| 
26-07-2006, 15:44
| | | Doğum Günü Kabusu Doğum Günü Kabusu
Haftasonu genç kızın 16'ıncı doğum günüymüş. Ancak anne babası kızın doğumgününü unutmuş olacak ki; kızlarına haftasonunda başka bir kente tatile gideceklerini söylemişler. Genç kız bu duruma hiç üzülmemiş. Aksine erkek arkadaşını boş olan eve çağırıp alem yapabileceği için çok sevinmiş.
Gerçekten de cumartesi günü anne baba arabalarına atlayıp tatile gitmiş. Kız da hemen erkek arkadaşını eve çağırmış. İki genç hemen sevişmeye başlamış. Sevişecek mekan bulmakta zorlanan gençler dünyadan habersiz sevişirken, telefon çalmış. Telefondaki kızın annesiymiş. Bodrum katındaki çamaşırlıkta ütüyü kapatıp kapatmadığınıi hatırlayamadığını, kontrol etmesini istiyormuş.
Sevişmenin en heyecanlı yerinde olan oğlan, ara verme fikrinden hiç hoşlanmamış. Pozisyonu bozmadan ayağa kalkmış, kız kucağında, anadan doğma bir biçimde bodruma inmişler. Işığı yaktıklarında kızın tüm arkadaşları, akrabaları ve komşularının bulunduğu sürpriz doğum günü partisiyle karşılaşmışlar.
Not : Alıntıdır. Bir Gece Ansızın Gelebiliriz... Gaoucho Uzaydan Çıplak Gözle Görünebilen Tek Co - Admin
| 
26-07-2006, 15:44
| | | Sex' in Binbir Çeşidi Sex' in Binbir Çeşidi
Guam’da mesleği, ülkeyi boydan boya dolaşıp bakire kızlar bulmak ve sonra da onların bekaretini bozmak olan erkekler varmış. Çünkü Guam’da bakirelerle evlenmek yasakmış. Bu adamlar hem çok iyi para kazanıyormuş, hem de keyifli bir yaşam sürüyorlarmış.
Orta Doğu ülkelerinin çoğunda, bir kuzu ile cinsel ilişkiye girdikten sonra etini yemek günahmış.
İngiltere, Liverpool’da kapı kapı dolaşıp satış yapan üstsüz pazarlamacı kadınlar varmış. Yasalara aykırı olmadığı için polis, bu kadınlara bir şey yapamıyormuş.
Endonezya’da mastürbasyonun cezası eskiden kellenin uçurulmasıymış. Son yıllarda bu suça verilen ölüm cezası kaldırılmış. Artık daha çağdaş bir ceza uygulanıyormuş. Artık mastürbasyon yapanın penisinin kellesi uçuruluyormuş.
Maryland’de otomatlardan prezervatif satışı yasakmış. Ama bu yasağın bir istisnası varmış. Sadece alkollü içki satılan yerlerde bu otomatlara izin veriliyormuş. Ama bir şarlta! Prezervatif alanlar, aldıkları prezarvatifleri o mekandan çıkaramıyorlarmış. Yani prezervatifi orada kullanmaları gerekiyormuş.
Lübnan’da erkeklerin hayvanlarla seks yapmaları yasalmış. Ancak hayvan dişi olmalıymış. Eğer hayvan erkek ise suçmuş, cesası da ölümmüş.
Not : Alıntıdır. Bir Gece Ansızın Gelebiliriz... Gaoucho Uzaydan Çıplak Gözle Görünebilen Tek Co - Admin
| 
26-07-2006, 15:45
| | | Vatikan' ın Porno Hazinesi Vatikan' ın Porno Hazinesi
Coca-Cola ile Aspirin aynı anda alındığında çok güçlü bir afrodizyak etkisi gösteriyormuş. O kadar ki; Viagra bile yanında solda sıfır kalırmış. Ama kalp krizi riski Viagra'dan daha fazlaymış.
Amerikan tarihinin en korkunç gangsterlerinden olan John Gallinger'ın lakabı "Büyük tabanca"ymış. Bu lakabı büyük tabanca kullanması nedeniyle değil, penisi normalden büyük olduğu için almış. Gangsterin penisi o kadar büyükmüş ki, şu an Washington'daki bir tıp müzesinde sergileniyormuş.
Dünyanın en geniş porno film ve resim koleksiyonu Vatikan'daymış. Bunlar, antik çağlardan beri tüm kitap ve belgelerin toplandığı gizli bir kütüphanedeymiş. Roma İmparatorluğu zamanından kalma erotik ve porno eserler bile varmış.
Eskiden gündüz kadınlara, gece erkeklere hizmet veren hamamlar varmış. Ancak gece mastürbasyon yapan erkeklerden kalmış spermlerlerle, göbek taşına oturan kadınlardan bazıları hamile kalınca bu uygulama kaldırılmış.
Not : Alıntıdır. Bir Gece Ansızın Gelebiliriz... Gaoucho Uzaydan Çıplak Gözle Görünebilen Tek Co - Admin
| 
26-07-2006, 15:46
| | | Kocaya Süpriz Kocaya Süpriz
Alışverişten dönen bi kadın, evin garaj kapısının açık olduğunu farketmiş. Kocasının her zaman olduğu gibi yine arabayla uğraştığını düşünerek, eve girmeden garaja gitmiş. Bi yandan da kocasının sürekli arabasıyla zaman geçirdiğinden hayıflanarak, "Ne yapsam da ilgisini çeksem" diye söyleniyormuş. Garaja girdiğinde, kocasının bu sefer olayı iyice abarttığını görmüş. Adam, tamirci gibi arabanın altına uzanmış, tak tuk bi'şeyler yapıyomuş.
Kadının o anda kafasında bi şimşek çakmış ve, hem en büyük fantazisini hayata geçirmek, hem de kocasına bi hoşluk yapmak istemiş. İşveli bi sesle, "Hep araban, hep araban! Benimle hiç ilgilenmiyosun. Şimdi cezanı çekeceksin" demiş. Kocasının fermuarını indirip, oracıkta oral seks yapmaya başlamış. Adamcağızın yarısı arabanın altında olduğundan, önce bi irkilmiş, ayaklarını falan çırpmış ama sonra durulup, işin keyfini çıkarmaya başlamış.
Kadın işini bitirdikten sonra kocasına, "Oh olsun sana. İnşallah bu ceza aklını başına getirir. Eğer akıllanmadıysan ben duştayım. Gel de gör bakalım dünyanın kaç bucak olduğunu" demiş ve mutlu bi biçimde evine girmiş. Ama salona girer girmez bir de ne görsün; kocası televizyonun karşısında, her şeyden bi haber oturuyomuş. Kadın panik içinde, "Sen bur'daysan, garajdaki kiiim?" diye bağırmış. Adam gözünü televizyondan ayırmadan, "Tamirciiii" demiş, "Ne yani bu işlerden anlıyosam, koca karbüratörü de sökecek değilim ya!" Kadın, "Ama, ama... Ben onu... Sen..." diye geveleyince adam bi hışımla yerinden fırlamış. Kadın, kaçacak yeri olmadığından, yaptığını anlatmak zorunda kalmış.
Hemmen bi hışımla, garaja gitmişler. Tamirci, kadının bıraktığı yerde öylece yatıyomuş. Bizimkiler, adam kalp krizi filan geçirdi diye paniğe kapılmışlar. Arabanın altından çıkardıklarında, bi bakmışlar ki, kafasından oluk oluk kan sızıyomuş. Meğer adam fermuarı açılınca, heyecandan kafasının arabanın tabanına geçirmiş. Taabi doğru hastaneye. Görünmez kaza anlayacağınız. Vay be. Neler oluyo şu hayatta valla.
Not : Alıntıdır Bir Gece Ansızın Gelebiliriz... Gaoucho Uzaydan Çıplak Gözle Görünebilen Tek Co - Admin
|  | | | Konu Seçenekleri | | | | Modları Göster | Normal Mod | |