Forum | GYKFRM.CoM
Kayıt ol
Üye Listesi
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Giriş Yap
Beni hatırla
Parolamı Unuttum?
Forum İstatistikleri
Toplam Üye: 3,895
Toplam Konu: 21,356
Toplam Mesaj: 5
Şu anda
46
üyemiz forumda.
Reklam
Destek Verenler
Komik, Komik Videolar
Komik olan ne varsa ekranınızda! Tüm komiklikler bu sitede.
Forum | GYKFRM.CoM
»
Hayata Dair
»
Genel Kültür
» "Go" Oyunu Nedir?
Genel Kültür
|
Genel kültür seviyenizi artırma fırsatı ayağınıza geldi. Gündelik hayatı kolaylaştırmak için işinize yarayacak pratik bilgiler de cabası.
Taglar:
Üyelerimize Merhaba Deyin...
Loading... Please Wait...
Smilies
Preview
Color
Fonts
Arial
Arial Black
Arial Narrow
Book Antiqua
Century Gothic
Comic Sans MS
Courier New
Fixedsys
Franklin Gothic Medium
Garamond
Georgia
Impact
Lucida Console
Lucida Sans Unicode
Microsoft Sans Serif
Palatino Linotype
System
Tahoma
Times New Roman
Trebuchet MS
Verdana
LinkBack
Konu Seçenekleri
Modları Göster
#
1
(
permalink
)
30-09-2007, 09:14
pheatusa
serbest deli..
Kayıt
: 02/04/2006
Forum
: İyi
Ortam
: İyi
Yaradılış
: -
İkamet
: Eskişehir
Yaşı
:
Mesleği
: yatalak
Mesaj Sayısı
: 1.322
Uyarıları
: 0/0 (0)
Tecrübe
: 60
Rütbe
:
"Go" Oyunu Nedir?
Bir oyun olmanın ötesinde
Go
, pek çok anlamları kendinde barındırır: yaşamla eşdeğer bir yaratılış, yoğun bir meditasyon, insan kişiliğinin bir aynası, soyut düşünmeyi geliştirmede bir alıştırma, ya da, iyi oynandığında, siyah ve beyaz taşların tahta üzerinde zarif bir dengeyle dans ettiği güzel bir sanat eseri.
Hala oynanan en eski tahta oyunu olan Go'nun temelleri 4000 yıl öncesine dayanır. Peki insanlar nasıl oldu da bu oyunu oynamayı bu kadar zamandır devam ettirebildi? Yıllar boyunca değişen kültürlerde yaşamayı sürdürdü? Umarız bu yazıyı okuduktan sonra cevabı kendiniz vereceksiniz.
Go oyununu Trevanian'ın
Şibumi
adlı kitabında okumuş, ya da
Akıl Oyunları, Pi
gibi fılmlerde oynandığını görmüş olabilirsiniz. Go, kurallarının azlığından ötürü belki de dünyanın öğrenmesi en basit oyunlarından biri kabul edilebilir. Buna karşın, oyun ilerledikçe içerdiği karmaşıklığın ne büyük boyutlarda olduğu anlaşılır.
Go 19 yatay, 19 dikey çizgili kare şeklinde bir tahta üzerinde ince kenarlı mercek şeklindeki siyah ve beyaz taşlarla oynanan iki kişilik bir oyundur. Oyundaki amaç kendi taşlarınızla rakipten daha geniş alanlar oluşturmaktır.
Bunu yaparken tabi rakibiniz de aynı amaçla alanlar oluşturmaya başlayacak, ve oyunun ortalarınıa doğru birbirinizi de çevirmeye başladığınızı anlayacaksınız. (Go adı da aslında buradan gelmekte: Çevreleme) Çevrelenen taşlar esir düşmüş olacak, ölüm-kalım mücadeleleriyle, çarpışmalarla dolu bir oyuna başlamış olacaksınız.
Go'nun Bulunuşu:
Bir efsaneye göre Çin imparatoru Yao (M.Ö 2357-2255) Go'yu, oğlu Dan Zhu'yu aydınlatmak, bilgeleştirmek için buldu. Başka fakat benzer bir efsaneye göre Shun (M.Ö. 2255-2205) Go'yu pek de parlak bir zekaya sahip olmayan oğlu Shang Jun'u eğitmek amacıyla buldu. Brittannica Ansiklopedisi'ne göre Go, Çin'de milattan önce 2306 yılında bulunmuş.
Go'nun Özellikleri, Gerektirdikleri
Uzakdoğu dövüş sanatlarında olduğu gibi, Go size konsantre olmayı, dengeyi ve disiplini öğretebilir. Bu sanatlardaki gibi, Go'da da bir seviyelendirme sistemi vardır. Oyuncuların oynadıkları oyunlara göre seviyeleri belirlenir ve kendisinden güçlü bir oyuncuyla oynarken, zayıf oyuncuya belli bir sayıda taş avans verilir. Avans verilen taşlar tahtaya dizildikten sonra rakip oyuna başlar. Bu avanslara handikap denir. Böylece aradaki seviye farkı ne olursa olsun iki oyuncu da oyundan zevk alabilir.
Birisiyle bir el Go oynamak, onunla bir yıl yaşamaya eşdeğerdir der Koreliler. Karşınızdakinin karakterinin saldırgan mı ihtiyatlı mı, yoksa umursamaz mı olduğunu onunla Go oynayarak kolaylıkla anlayabilirsiniz.
Go, bir açıdan bakıldığında rekabete dayanan bir oyun gibi görünse de, temelinde hayati dersler veren bir uyum gizlidir. Her şeye sahip olmayı isteyen açgözlülük, sizi Go tahtasında fazla ileriye götüremez.
Qing Hanedanı döneminde yaşamış ünlü Go oyuncusu Shi Dingan (1710-1770) "
Go'da ağırbaşlılık ve zarafet entrikalardan üstündür
" demiştir.
Zhang Yunqi, Go oyununda gelişmek için gerekli olan özellikleri şöyle sıralıyor:
"Bir askerin taktik gücü, bir matematikçinin kesinliği, bir sanatçının hayal gücü, bir filozofun dinginliği ve güçlü bir zeka".
Bu özellikler arasında en önemlisinin dinginlik olduğunu vurguluyor.
Go'da söylenmeyen söylenenden çok daha fazla yer kaplar: Çok az kural vardır, geri kalan her şey oyunculara bırakılmıştır.
19 yatay 19 dikey çizgi bulunan Go tahtasında 361 kesişim noktası vardır. Bu da Çin ay takvimine göre bir yıldaki gün sayısıdır. Tahtanın dört köşesi de, mevsimleri temsil eder. Ortası gökyüzü, kenarlar yeryüzüdür. Siyah taşlar geceyi, beyazlar gündüzü simgeler.
Bilim&Teknik
" 1984 Kutsal Bir Yıldır! "
#
2
(
permalink
)
30-09-2007, 09:17
pheatusa
serbest deli..
Kayıt
: 02/04/2006
Forum
: İyi
Ortam
: İyi
Yaradılış
: -
İkamet
: Eskişehir
Yaşı
:
Mesleği
: yatalak
Mesaj Sayısı
: 1.322
Uyarıları
: 0/0 (0)
Tecrübe
: 60
Rütbe
:
Go son derece basit birkaç kurala dayanır, fakat herhalde dünyanın en karmaşık, en zor oyunudur. Karşılaştırmak gerekirse, günümüzde dünya şampiyonu bir satranççıyı yenebilecek bilgisayar programları yazılabilmişken; amatör 1. dan seviyesinde oynayabilecek bir program yazabilene 1 milyon dolar ödül vaat edilmiştir. Burada satrancın 8x8’lik bir tahtada, go’nun ise bunun dört katı büyüklükteki bir tahtada oynandığı için daha karmaşık olduğu gibi düz mantık bir yaklaşım akla gelebilir; fakat içine girildiğinde görülebileceği gibi go strateji, çok ince taktik savaşları ve en önemlisi de oyuncuların ruhsal gelişimlerinin birbirine harmanlandığı, matematiğin yanı sıra şiirin de aynı derecede rol oynadığı bir ‘ruh terbiyesi’ oyunudur. Go, Japon ve Çin kültüründeki pek çok diğer unsur gibi ( taichi, dövüş sanatları, ikebana vs.) kişinin kendini eğiterek ‘ben’ini anlamasında, aşmasında ve ‘gerçek’leri kavramasındaki yollardan biri olarak kabul edilir.
Go’nun ilk dikkati çeken özelliklerinden biri, sadece birkaç kurala sahip olmasına karşın sonsuz açılımları doğurmasıdır. Go icat edildiğinden beri her bir hamlesi birbirinin aynı olan tek bir oyunun bile oynanmadığını söyleyen bir deyiş vardır ve bu doğrudur. Tahtada bir sağa ya da bir yukarı oynanan taş bütün oyunun akışını, dengeleri değiştirecektir; hiçbir zorunlu hamle dizisinden söz edilemez, belli yerlere oynanan hamlelere belli yanıtlar verilmesi gelenekleşmişse de, gelenekler zaten bozulmak içindir. Go, bir anlamda, her bir hamlede evrenin ahengine kusursuz bir uyum içerisinde kalınarak oynanmasını gerektirir; bu da, elbette, bu ahenkle aynı ritimdeki bir ruhsal durumu zorunlu kılar. Go’da (esir düşerek tahtadan kaldırılmış taşlar, ‘iki gözünü yapmış’ gruplar ya da oyun sonu dışında) hiçbir kesin durum yoktur, dengeler her an değişebilir, büyük farkla önde götürülen bir oyun bir anda kaybedilebilir, ‘tamam burası benim’ dediğiniz bir alan bir anda işgal edilebilir, ava giden avlanabilir; bu anlamda, go’da boş bulunmaya, dikkatsizliğe, konsantre yitimine, ‘gerçeği’ gözardı etmeye yer yoktur. Oynadığınız oyun bir camcının üfleyerek oluşturduğu cam nesne gibidir, benliğinize ne denli söz geçirebilir ve nefesinizi ne denli kontrol edebilirseniz, istediğiniz sonuca o denli yaklaşabilirsiniz, nefesinizden ya da elinizden çıkan en ufak hata ise camın şeklini bir anda bozacaktır. Tabii, yapabileceğinizin en iyisini ortaya koyup yenilmek de seçenekler arasındadır, o zaman da daha katedecek yolunuz olduğunu size ne güzel anlattığı için rakibinizin önünde saygıyla eğilmektir elinizden gelen.
Go’nun bir güzelliği alt seviyedeki oyuncuların üst seviyedeki oyuncularla başa baş maç yapabilmesidir. Üst seviyedeki oyuncunun (aralarındaki fark göz önüne alınarak) alt seviyedeki oyuncuya birkaç taş avans vermesi, başa baş bir oyun oynayabilmelerini sağlar.
Go bir kurmaca oyunudur. Tahtada oyun bir şekilde gelişir, iki oyuncunun zihnindeyse o oyunun pek çok farklı varyasyonu oynanır. Her hamleden önce oynanabilecek hamleler ve bunlara karşı verilebilecek yanıtlar zihinde evrilir çevrilir, hamlelerden sonra oluşacak şekiller tasarlanmaya çalışılır, ama yaşamda olduğu gibi seçenekler bol fakat tercih tektir. Her yeni hamlede kurgular bozulur ve yeni kurgular oluşturulur. Bu yüzden ‘zihinde canlandırma’ go oynamanın en önemli şartlarından biridir. Burada bir noktanın altını çizmek gerekir; hesaplama, hamle sayma bir yere kadar işe yarar, özellikle oyunun başlangıç safhasında bütün olasılıkları hesaba katmak zaten olanaksız olduğundan, (ustaların dediği gibi) saymaktan ziyade şekillerin güzelliğine-çirkinliğine bakmak daha önemli hale gelebilir. Yani ‘zihinde canlandırma’nın yanı sıra ‘güzel şekil bilgisi’ ya da ‘göz eğitimi’ de bir o kadar önemlidir.
Go bir denge ve sahip olduklarınızı en verimli şekilde kullanma oyunudur. Saldırı ile savunmanın, tahtadaki belli bölgeler ile tahtanın bütününün, hesap-kitap ile sezgilerin dengesidir her an gözetilmesi gereken. İyi bir oyun çıkarmanın şartı aynı anda birkaç bakışa sahip olabilmektir; aynı yere farklı açılardan bakabilmek, yani hem taşlarınızın içinde bulunduğu durumu (tehlikede olup olmadıklarını, ne tür tehditlerle karşılaşabileceklerini, birbirleriyle birleşip nasıl birbirlerine destek olabileceklerini, rakip grupların başlarına nasıl bela olabilecekleri), hem rakip taşların durumunu, hem belli bölgelerde geçen savaşları hem de tahtanın bütünündeki durumu her bir hamlede tartmak gerekir. Ne tek başına savunmanın ne de tek başına saldırının faydası dokunmaz; tek bir hedefe saplanmak diğer hedefleri ıska geçmek anlamına gelir. En güzel hamle herhalde hem savunan hem saldıran, hem tek bir grubu pekiştiren hem de müttefik gruplarla bağ kuran, bu arada da rakip grupları bölen hamledir (ne ideal ama!). Sonuç itibarıyla go bir savaş oyunudur, ele geçirilecek araziler vardır, arazilerin tamamını (dünyayı) ele geçirmek imkansıza yakın bir düştür, bu dünyada olabildiğince yayılmak, orduları dar alanlarda sıkıştırmadan birbirlerini desteklemelerini sağlamak ve aynı anda birkaç ordunun gücünden birden yararlanmak daha çok arazi kapmayı getirecektir. Burada kilit nokta, elinizdeki gücü azami verimlilikte -tek bir amaca değil birkaç amaca yönelik olarak- kullanabilme sanatıdır.
Tabii, belki de en önemlisi, go bir zarafet oyunudur. Uzakdoğu kültürünün diğer unsurlarında da rastlanabileceği gibi, iyi bir oyuncu oyununa bir sanat eseri, güzel bir yaratı olarak yaklaşır. Kötü bir hamle sadece kaybetmeye yol açacağı için değil, güzelliği, ahengi, yaratıyı, zihinsel akışı, ruhsal dinginliği bozacağı için kötüdür, beyaz bir kağıt üzerindeki siyah leke gibi batar bu hamle çünkü iyi düşünülmemiştir, benlik hırsa, kibire ya da korkaklığa kapılmıştır, olasılıklar silsilesinden oluşan evrene tek bir seçenek dayatılmıştır, ‘gerçek’ten uzaklaşılıp yanılsamalarda kaybolunmuştur.
Tesuji Nedir?
Tesuji için akıl dolu hamle, yerel bir pozisyonda oynanabilecek en iyi hamle, özel taktik kelime gruplarını kullanabiliriz. Go oyununda birçok durum için tesuji hamleleri yapabiliriz. Rakip taşları tek bir hamle ile esir alma, zor durumdaki bir grubunuzu kurtarma, bir grubunuzu başka bir grupla bağlama, taş gruplarınızı yaşatma veya düşman grubunu esir alma gibi...
Temel tesuji durumlarını parça parça inceleyeceğiz. Bu durumların benzerleri ile gerçek oyunlarda çok sık karşılaşırız, aynı zamanda bu durumlara benzer pozisyonlarda aynı mantık ile kendi tesuji hamlelerimizi yaratabileceğiz.
Crane's Nest Tesuji (Turna Kuşu Yuvası)
Şekilde gördüğümüz gibi beyaz 3 taştan oluşmuş grubunu kurtarabilmek için bir kaçış hamlesi yapmış. Buradaki soru şu siyah oradaki 3 taşı bir hamle ile esir alabilir mi?
1 numaralı hamle bir tesuji hamlesidir ve 3 beyaz taşı esir alabilmek için oynanabilecek tek hamledir. Görüldüğü gibi beyaz kurtulabileceğini düşünerek düzgün hamlelere devam ediyor, aynı şekilde siyahta gayet düzgün hamleler yapıyor.
Siyah 1 numaralı hamle beyazı esir alıyor. Beyazın herhangi bir boşluğu kapatması esir alınmasına engel olamıyor...
Zen ve Go'nun Buluştuğu Yer
Bir kişi go oynamaya başladığında, ilk başlarda alabildiği kadar çok taş esir almaya çalışır. Fakat oyunda güçlendiğinde, bu davranış rakibin taşlarını uzaktan çevrelemeye bırakır. Bir sonraki aşama ise taşlarını rakibin alanından uzak tutarak, kendi alanını yapmak olacaktır. Bununla birlikte akılda tutulması gereken bir nokta da, göğüs göğse olan çarpışmalar hala alan için mücadele etmenin en temel yoludur.
Saf zihin ve olumlu tavra ek olarak, tahtayı "okuma" tekniğini geliştirmek ve sürekli pratik yapmak etkili bir mücadelede ustalaşmak için gereklidir. Oyun oynarken en iyi hamleyi bulmak ve sıklıkla karşılaşılan karmaşık yaşam-ve-ölüm mücadelelerinde, bir kişinin "okuma" yeteneğini geliştirmesinin tsume go çalışmaktan daha iyi bir yolu yoktur. Sonuç olarak, bunun anlamı oyunun hangi evresinde olursanız olun her hamle için tahtanın tamamını hesaba katmanız gerekir.
Bu, birinin geçmişte yaşadıklarından ya da gelecek hakkında düşünmesi yerine o ana konsantre olması, Zen-benzeri bir görüş gerektirir. Bu çok basit bir şey olarak gelebilir. Fakat o an kısa bir süre içinde bunu başarmak işin asıl zorluğudur. Bu doğrultuda, go oynarken Zen meditasyonu konsantrasyonu arttırmaya yardım edebilir.
Go Psikolojisi
William Cobb (Çeviri: Utku Üzülmez )
•
Bildiklerin de Sana Zarar Verebilir
"Merdiveni bilmiyorsanız, go’yu da bilmiyorsunuzdur." tanıdık bir özlü sözdür, ancak şimdi daha geçerlisi var: “Merdiveni bilseniz de go’yu bilmiyor olabilirsiniz." 23 Nisan’da gerçekleşen “Korean KAT Cup”da Lee Sedol’ün merdivenin karşısında merdiven bozucu* bir taş varken merdiveni uzatarak şansını denemesi birçok go oyuncusunu şaşkınlığa uğrattı.
Bütün go oyuncularının bildiği bir şey vardır ki, doğru yerde bir merdiven bozucu varken ya taşı alırsınız ya da merdiven bozucuya saldırırsınız. Kesinlikle merdiveni uzatmazsınız. Öyleyse dünyanın en güçlü oyuncularından biri, vasat bir amatörün bile yapılmaması gerektiğini bildiği bir şeyi yapıyor ve oyunu bu sayede kazanıyorsa ne düşünmeliyiz?
Yapacağımız şey dünyanın en mükemmel oyununun güzelliklerine hayran olmaktır. Belki gerçekten de bu oyundaki olasılıkların sınırı; ya da “doğru oyun” şeklinin basmakalıp kuralları yoktur: Sadece hayalgücümüze meydan okuyan, yaratıcı olasılıkların sınırsız ve mucizevi dünyasıdır.
Budistler dünyanın belirsiz bir anlamda açık uçlu olduğunu savunurlar. Hiçbir şey kesin değildir ve her şey mümkündür. Lee Sedol bunun go için kesinlikle doğru olduğunu gösterdi. Öyleyse rahat olun ve sürprizlerin tadını çıkarın.
“Merdiven bozucu (ladder breaker), sürekli tek nefes alanı bırakılarak merdiven şeklinde kaçmaya zorlanan bir grubun kaçış yolunda bulunan kendi taşıdır. Bu taş kaçan grubun o taşa geldiğinde kurtulmasını sağlar.”
•
Kaybetmekle Başa Çıkmak
Demek kaybetmeyi sevmiyorsunuz. Buna benzer bir şeyi bir Zen ustasına söylemiş olsaydınız gülmekten yerlere yatardı. Size şöyle derdi: Durumun genelini düşün, aynı tahtadaki taşlar gibi hep birlikte bölünmez bir bütün oluşturuyoruz. Oyun bittiğinde biri kazanmıştır ve diğeri kaybetmiştir. Dolayısıyla ortada en az bir mutluluk unsuru vardır: kazanmayı tecrübe etmek. Kazanan değilseniz sizin için önemli olan durumdan mutlu olunacak bir şey çıkartmaktır. Etraftan soyutlanarak kendinize odaklanmak işe yaramayacaktır. O bakış açısından yenik düşmüş birisinizdir yalnızca, tıpkı tek bir go taşının değersiz bir taştan farksız olduğu gibi.. Oyunun bitmiş olduğu gerçeğine odaklanmak da işe yaramaz. Sonuçta oyunu oynamak olumlu bir süreçti ve sizi sıkan oyunun bitiş şekliydi. Ancak olayı her şeyin dışından, bir bütün olarak değerlendirirseniz olumlu bir sonuca varabilirsiniz. Kendinizi soyutlanmış ve bıkmış olarak görmemenin yolu gözden kaçırdığınız, olayın geneline odaklanmaktan geçer. Kendinizi kazananla iletişime geçmeye zorlayın, onu tebrik edin, gülümseyin, oyunda gerçekleşen o muhteşem kovalamacaları ve bağlantıları düşünün ve ileride oynayacağınız onca heyecan verici oyunu bekleyin. Bilmelisiniz ki kaybettiğinizde de kahkahalar atıyor olacaksınız. Ha-ha-ha-ha!
•
Alzheimer'ı Önlemek
New England Journal of Medicine(NEJM)’ın son sayısında gönderme yapılan hikayeyi büyük ihtimalle görmüşsünüzdür. Bu hikaye tahta üzerinde oynanan oyunların Alzheimer de dahil bir çok unutkanlık hastalığına yakalanma riskini azalttığını somut kanıtlarla ortaya koyuyor. Doğal olarak bu iyi bir haber, ancak bu haber, Yasuda Yasutoshi tarafından Japonyada yürütülen araştırmalar sayesinde go camiası için pek de yeni bir haber sayılmaz. Amerikalı araştırmacıların go’dan haberdar olmamalarına karşın go’dan yararlanılabilecek alanlar bunla da sınırlı değil. Ben bir yıldan uzun bir süredir Washington, DC’deki bir zihinsel özürlüler merkezinde bir program yürütüyorum. Sonuçlar oldukça sıradışı. Normal hayatlarında pasif ve içine kapanık olan birçok insan, büyük bir demo tahtasında hep birlikte “hapis go1” oynadığımız zaman benimle ve birbirleriyle etkileşime geçip eğleniyorlar. Go’nun bu alanda pek çok avantajı var. “Hapis go” gibi, birçok kişiyi kapsayan takım oyunları tek bir liderin büyük bir grupla uzun süre başa çıkabilmesini sağlıyor. Ayrıca, “hapis go”nun kuralları o kadar basit ki, kesişimlere birer taş koymakta zorlanan bir kişi bile bu oyuna katılabiliyor. Diğer insanlarla bir arada ilginç ve karışık bir aktivitenin parçası olmak, içine kapanmış insanlar için sağlıklı ve faydalı bir tecrübe oluyor. Go’nun insanların içlerindeki benliği dışarı çıkarmalarına yardımcı oluşu oyunun en belirgin yararlarından biri. NEJM’in raporu herhangi bir unutkanlık hastalığı olmayan kişilerle ilgiliyken, benim programım belirgin sorunları olan insanlara yönelikti; ancak bu da go’nun avantajlarından bir diğeri. Satranç benzeri bir oyun oynayabilmek için keskin bir zekaya sahip olmak gerekirken, “hapis go” herhangi biri tarafından oynanabilir; dolayısıyla bu oyun satrancın bir alternatif olamadığı insanlara da umut veriyor. Go camiası bu muhteşem oyunun zihinsel özürlülerle ilgilenen kişilere tanıtılması için çaba harcamalıdır.
•
Çok Fazla Düşünmek
"Çok fazla düşünüyorsun" sözü Zen öğretmenlerinin temel eleştiri biçimidir. Fakat, Zen öğretmenleri Go oynamayı severler ve Go oyunu da fazlaca düşünmeyi gerektiriyor; işte size bir muamma. Kimi zamanlarda düşünmeden oynayarak da etkili bir oyun çıkarabilirsiniz, ama çalışma ve pratik yapmayla bir takım iyi alışkanlıkları kazanıyorsanız eğer, bunun özünde düşünmek vardır. Düşünmek Go'nun temelidir.
Bununla birlikte, Go'da çok fazla - veya hiç değilse etkisiz biçimde- düşünmek diye bir şey de söz konusudur. Bir şey hakkında etkili bir şekilde düşünmek için onu net olarak görebilmelisiniz ve işte bizim oyundaki düşünmeyle ilgili başımızı belaya sokabileceğimiz nokta da burasıdır: Tahtanın bütününü algılayamadan düşünmek. Gerçekten neler olduğunu algılamak için oyunun içine girmek zorundasınız. İnce şekillerin zayıflığını, yaptığınız duvarların içindeki korku verici belirsizliği hissetmeli, esir alınma baskısını ve iki göze sahip olamama endişesini yaşamalısınız. Go ile ilgili düşünmek yalnızca bu tür tecrübeleri yaşamış olmanın üzerine kurulu bir algılama ile en etkili biçimine ulaşabilir. Aksi takdirde düşündükleriniz kolaylıkla rüyalar âlemine kayacaktır. Zen öğretmenlerinin şikâyetçi oldukları düşünme şekli de ân içinde dalıp gitmekten ayrılmış olan bu düşünce biçimidir.
Dolayısıyla oyun için hissettiklerinizi geliştirmeye odaklanın ve belki düşünceleriniz de sizi doğru yolun dışına yönlendirmeyecektir.
" 1984 Kutsal Bir Yıldır! "
#
3
(
permalink
)
30-09-2007, 22:20
gloKSinya
Editör
Kayıt
: 17/02/2006
Forum
: İyi
Ortam
: İyi
Yaradılış
: Bayan
İkamet
: Ankara
Yaşı
: 24
Mesleği
: Öğretmen
Mesaj Sayısı
: 1.583
Uyarıları
: 0/0 (0)
Tecrübe
: 65
Rütbe
:
go yla ilgili ilk deneyimim akıl oyunları filminde oldu, öncesinde haberdar değildim, bi de ev arkadaşımda var ama bi kere oynayan görmedim
_________________________________________________
_______
Lütfen forum kurallarını okumadan içeriğe katkıda bulunmayınız...
_________________________________________________
www.geyikforum.com
Kaliteli Seçiminiz...
_________________________________________________
#
4
(
permalink
)
01-10-2007, 04:24
pheatusa
serbest deli..
Kayıt
: 02/04/2006
Forum
: İyi
Ortam
: İyi
Yaradılış
: -
İkamet
: Eskişehir
Yaşı
:
Mesleği
: yatalak
Mesaj Sayısı
: 1.322
Uyarıları
: 0/0 (0)
Tecrübe
: 60
Rütbe
:
aynen ben de akıl oyunlarında ilk kez gormustum.sonra geçenlerde bi oyun oynuyodm.tur atlayabilmek için pc ile go oynayıp kazanmam gerekiyodu o yuzden ogrenmem gerekti.ama cidden guzel oyunmus..hatta turkiyede ligleri bile varmıs..ben de dadandım şimdi..en azından ugrasıyorum
ama cidden beyin jimnastigi
" 1984 Kutsal Bir Yıldır! "
#
5
(
permalink
)
01-10-2007, 13:43
gloKSinya
Editör
Kayıt
: 17/02/2006
Forum
: İyi
Ortam
: İyi
Yaradılış
: Bayan
İkamet
: Ankara
Yaşı
: 24
Mesleği
: Öğretmen
Mesaj Sayısı
: 1.583
Uyarıları
: 0/0 (0)
Tecrübe
: 65
Rütbe
:
güzel ama ya insanın bişeyleri merak etmesi çok güzel, tebrik ederim
_________________________________________________
_______
Lütfen forum kurallarını okumadan içeriğe katkıda bulunmayınız...
_________________________________________________
www.geyikforum.com
Kaliteli Seçiminiz...
_________________________________________________
«
Gökkuşağı
|
Bu fotoğraftan haberi yokmuş
»
Konu Seçenekleri
Yazdırılabilir Sümü Göster
Sayfayı E-Mail'le gönder
Modları Göster
Normal Mod
Ağaç Modununa Geç
Otomatik Konu Moduna Geç
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu
Konuyu Açan
Forum
Cevaplar
Son Mesaj
Mitoloji nedir ?
Black
Mitoloji
0
05-08-2007
15:22
Yaşamımız Satranç Oyunu
esra88
Aşk Hikayeleri
0
20-03-2007
16:16
Hiv / Aids Nedir?
gaoucho
Haftanın Yazıları
0
06-02-2007
15:03
Ölüm Dediğin Nedir ki?
gaoucho
Şiir
0
09-10-2006
13:48
rap nedir hiphop nedir
happy_young
Komik Yazılar, Komik Hikayeler
0
11-08-2006
22:28
İletişim
-
GYKFRM
-
Sitemap
-
Yukarı Git
LinkBack
LinkBack URL
About LinkBacks
Bookmark & Share
Digg this Thread!
Add Thread to del.icio.us
Bookmark in Technorati
Furl this Thread!
Facebook'da Paylaş!
Google'de Paylaş!
Yahoo 'da Paylaş!
Live 'de Paylaş!