Forum | GYKFRM.CoM
Kayıt ol
Üye Listesi
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Giriş Yap
Beni hatırla
Parolamı Unuttum?
Forum İstatistikleri
Toplam Üye: 3,895
Toplam Konu: 21,356
Toplam Mesaj: 18
Şu anda
57
üyemiz forumda.
Reklam
Destek Verenler
Komik, Komik Videolar
Komik olan ne varsa ekranınızda! Tüm komiklikler bu sitede.
Forum | GYKFRM.CoM
»
Genel
»
Genel Tarih
» Kanuni Dönemi Deniz Seferleri
Genel Tarih
|
Tarihin seyrini değiştiren olaylar, devletler, anlaşmalar ve benzeri birçok konuda bilgi sahibi olabilirsiniz. Tarih unutmaya gelmez!
Taglar:
Üyelerimize Merhaba Deyin...
Loading... Please Wait...
Smilies
Preview
Color
Fonts
Arial
Arial Black
Arial Narrow
Book Antiqua
Century Gothic
Comic Sans MS
Courier New
Fixedsys
Franklin Gothic Medium
Garamond
Georgia
Impact
Lucida Console
Lucida Sans Unicode
Microsoft Sans Serif
Palatino Linotype
System
Tahoma
Times New Roman
Trebuchet MS
Verdana
1 / 2 Sayfa
1
2
>
LinkBack
Konu Seçenekleri
Modları Göster
#
1
(
permalink
)
31-05-2007, 21:14
gaoucho
BayEfsane
Kayıt
: 19/07/2006
Forum
: Çok İyi
Ortam
: Süper
Yaradılış
: Bay
İkamet
: Eskişehir
Yaşı
:
Mesleği
: BayEfsane
Mesaj Sayısı
: 4.339
Uyarıları
: 0/0 (0)
Tecrübe
: 117
Rütbe
:
Kanuni Dönemi Deniz Seferleri
İÇİNDEKİLER
ÖNSÖZ
GİRİŞ
I- Rodos Adasının Fethi (1522- 1523)
II-Kanuni Devrinde Türk Denizcilerinin Faaliyetleri
1- Oruç Ve Hızır Reisler
2- Barbaros Hayrettin Paşa- Osmanlı Hizmetine Girmesi
3- Barbaros Hayrettin Paşa’nın İlk Seferi Ve Tunus’un Zaptı
4- Venedik Ve Müttefikleriyle Harp
5- Preveze Deniz Seferi Ve Akdeniz Hakimiyeti (28 Eylül 1538)
6- Osmanlı- İspanyol Mücadelesi Ve Fransızlara Denizden Yapılan Yardım
7- Turgut Reis Ve Deniz Savaşları
III- Hint Ve Umman Seferleri
1- Piri Reis Ve Hint Sularındaki Faaliyeti
2- Murad Reis’in Süveyş Kaptanlığı
3- Seydi Ali Reis
SONUÇ
BİBLİOGRAFYA
Bir Gece Ansızın Gelebiliriz...
Gaoucho
Uzaydan Çıplak Gözle Görünebilen Tek Co - Admin
#
2
(
permalink
)
31-05-2007, 21:16
gaoucho
BayEfsane
Kayıt
: 19/07/2006
Forum
: Çok İyi
Ortam
: Süper
Yaradılış
: Bay
İkamet
: Eskişehir
Yaşı
:
Mesleği
: BayEfsane
Mesaj Sayısı
: 4.339
Uyarıları
: 0/0 (0)
Tecrübe
: 117
Rütbe
:
Kanuni Dönemi Deniz Seferleri
GİRİŞ
Osmanlı denizciliğinin, Kanuni devrindeki seviyesini bulmasında, II.Bayezid ve Yavuz Selim devrinde donanma üzerindeki çalışmaların çok büyük rolü vardır.her iki hükümdar devrinde de Türk donanması hem sayı, hem de teknik bakımdan mühim gelişmeler göstermiş, aynı zamanda artık Türklerde de Avrupalı meşhur amiraller ayarında denizciler görülmeye başlanmıştır. II.Bayezid devri denizcilerinden Kemal reis bunların en meşhurlarındandır. Daha sonra Yavuz Selim zamanında Haliç tersanesinin inşası ve donanmaya bir çok yani gemiler katılması, II.Bayezid zamanındaki denizciliğin üzerine eklenen değerli bir hamle olmuştur.
Kanuni Süleyman’ın ilk seferini teşkil eden Belgrad fethinde Tuna nehrinde donanma hayli iş görmüştü.
[1]
Sıra, Rodos adasının alınmasına gelmişti. Nitekim buradaki şövalyelerin Ridaniye savaşı sırasında Memlûklere, isyanı sırasında da Canberdi Gazalî’ye yardımda bulunmaları sebebiyle onların cezalandırılması gerekiyordu.
[2]
Öte taraftan adanın stratejik konumu ve Anadolu sahillerine yakınlığı sebebiyle Türk ve müslüman ticaretine engel teşkil ediyordu. Mısır ve Suriye’nin de Osmanlılara geçmesi bu adanın alınmasını zaruri kılmıştı ve ada 1523’de Osmanlı topraklarına katıldı.
[3]
Osmanlı donanmasının bu engellenemez yükselişi Barbaros Hayrettin Paşa’nın Osmanlı devleti hizmetine girmesiyle beraber doruk noktasına ulaşmıştır.
Barbaros Hayrettin paşa, ilk seferini Güney İtalya kıyılarına doğru düzenlemiş, yapılan bu seferler neticesinde Recyo, Santaluksa, Sitraro’yu ele geçirmiştir. Tunus’a birkaç ay sahip olan Hayrettin Paşa savaştı, uzun müddet direndi, fakat kalabalık Hıristiyan ordusu karşısında Tunus’tan çıkmak zorunda kaldı.
[4]
Hiç şüphesiz Barbaros Hayrettin Paşa’nın Türk denizcilik tarihinde unutulmaz bir isim olmasını sağlayan, düşman kuvvetlerinin sayıca üstünlüklerine rağmen kazandığı Preveze Deniz zaferidir. Bu sefer neticesinde Akdeniz bir Türk gölü haline gelmiştir.
[5]
Preveze Deniz zaferinden sonra Barbaros Hayrettin Paşa, Cezayir’i ele geçirmek üzere sefere çıkan İspanya kralı Şarlken’e karşı harekete geçti. Dört ay Cezayir’de sürdürülen kuşatma savaşlarında oldukça zayiat veren Şarlken, geri çekilmek zorunda kalmıştır.
[6]
Türk tarihinin yetiştirdiği ünlü Kaptân-ı Derya, Barbaros Hayrettin Paşa’nın ölümünden sonra, Osmanlı donanması, onun yetiştirdiği Turgut Reis’e emanettir artık.
Turgut Reis, Tunus’un Nehdiyye limanını kendisine üs edindi. 1551 senesinde Trablusgarb’ı Malta şövalyelerinin elinden aldı. 1553 yılında ise Korsika adasının fethi tamamlanmıştır.
[7]
Vasco do Gama’nın 1498 yılında Ümit Burnu’nu keşfetmesinden sonra, Portekiz, Hint okyanusuna hakim olmuş ve bu yeni yolda Hindistan’a ve Uzak Doğuya ulaşmıştı. Böylece, Kızıldeniz’de de stratejik noktaları işgal etmiş olan Portekiz, Basra, Hicaz ve Yemen’de Osmanlı Devleti ile karşı karşıya gelmişti.
[8]
bundan başka Portekizlilerin mezalimlerinden dolayı Gücerad hükümdarı Bahadır Şah da Osmanlılardan yardım istiyordu. Böylece, Osmanlı Devleti tarafından Hindistan sularına kuvvetli bir sefer yapılması kararlaştırılıp bu iş için Hadım Süleyman Paşa görevlendirilmiştir. Süleyman Paşa ilk icraatı olarak Kızıldeniz’in kapısı olan Aden’i almakla işe başlamıştır.
[9]
Süleyman Paşa’nın Yemen’e, aradan da Mısır’a dönmesinden sonra, Portekizliler, Kızıldeniz’e girdiler, Cidde’ye saldırdılar. Fakat kale dizdarının ve Mekke emiri Şerif Numey’in kahramanca karşı koymasıyla, püskürtüldüler.
[10]
İkinci Hint seferi 1551 senesinde Pirî Reis kumandası altında icra edildi. Ancak bu sefer, Pirî Reis’in, Hürmüz kalesini kuşatmadaki başarısızlığından ve Basra’da gemilerin çoğunu ve askerleri bırakmasından dolayı suçlu görülerek idam edilmesiyle sonuçlanmıştır.
[11]
Üçüncü Hint seferi Murat Reis tarafından düzenlenmiştir. Hürmüz adası civarında Portekizlilerle yaptığı savaşı kaybeden Murat reis görevinden alınmıştır.
[12]
Dördüncü Hint seferi Seydi Ali Reis tarafından düzenlenmiştir. Filosuyla yola çıkan Seydi Ali Reis, Maskad açıklarında bir Portekiz filosunu perişan etti, Portekiz gemilerinin bir kısmı battı, bir kısmı gece karanlığında kaçtı.
[13]
Seydi Ali Reis, İstanbul’a gelmek üzere karadan yola çıktı; Sind, Hint, Zabulistan, Bedahsan, Maveraunnehir, Harezm, horasan ve İran memleketlerinden geçerek Anadolu yoluyla üç senede İstanbul’a geldi.
Seydi Ali Reis, bu seyahatten bahis ile kaleme almış olduğu “Mir’âtü’l-Memalik” isimli eserini Sultan Süleyman’a takdim ederek 80 akçe yevmiye ile hünkâr müteferrikası oldu ve arkadaşlarına da ikram edildi.
[14]
Bir Gece Ansızın Gelebiliriz...
Gaoucho
Uzaydan Çıplak Gözle Görünebilen Tek Co - Admin
#
3
(
permalink
)
31-05-2007, 21:18
gaoucho
BayEfsane
Kayıt
: 19/07/2006
Forum
: Çok İyi
Ortam
: Süper
Yaradılış
: Bay
İkamet
: Eskişehir
Yaşı
:
Mesleği
: BayEfsane
Mesaj Sayısı
: 4.339
Uyarıları
: 0/0 (0)
Tecrübe
: 117
Rütbe
:
Kanuni Dönemi Deniz Seferleri
BİRİNCİ BÖLÜM
RODOS ADASININ FETHİ
(1522- 1523)
Belgrat’ın fethinden sonra sıra, Rodos adasının alınmasına gelmişti. Buradaki şövalyelerin Ridaniye savaşı sırasında, Memlûklara, isyanı sırasında da Canberdi Gazali’ye yardımda bulunmaları sebebiyle onların cezalandırılmaları gerekiyordu.
[15]
Bundan başka adanın coğrafi vaziyeti ve Anadolu sahillerine yakınlığı dolayısıyla Türk ve Müslüman ticaretine engel olan bir korsan adası idi. Bundan dolayı evvelce de alınmasına lüzum görülmüşse de muvaffak olunamamış, fakat Mısır ve Suriye’nin Osmanlılara geçmesi bu adanın alınmasını artık kat’i ve zaruri kılmıştı.
[16]
Belgrat seferinden parlak bir muvaffakiyetle dönen Kanuni Sultan Süleyman, Rodos’a bir sefer icrasına karar verirken, bu korsan yuvasının zararlı faaliyetlerine son vermeyi hesaplıyordu. Bu sırada siyasi durum da Osmanlıların lehine bir durum arz etmekteydi. Zira Batılı devletler Rodos şövalyelerinin imdadına koşacak veya denizlerde olmazsa karadan Türkleri tehdit edecek halde değillerdi. Macarlar Belgrat’ın zaptı dolayısıyla yeni bir darbe yemişlerdi. Başlarındaki kral II. Layoş da becerikli bir kimse değildi. Denizde ve karada Osmanlıları en fazla tehdit edebilecek bir kudrete sahip olan Alman imparatoru Şarlken Fransa kralı Fransuva ile mücadele ediyordu. Hıristiyanlar arasında bir Haçlı ittifakı kurmakta rolü olabilecek olan Papa X. Leon, Alman papazı Luther ile uğraşıyordu. Denizlerde Osmanlılara en büyük tehlike teşkil edecek olan Venedikliler Osmanlılarla yeni bir antlaşma yapmışlardı. Rodos’a yardıma kalktıkları takdirde, bu müdahalenin kendilerine sağlayacağı menfaatlerden olabilirlerdi.
[17]
Rodos, On iki Ada ve Anadolu sahillerindeki Bodrum’a hakim olan Rodos Saint-Jean tarikat devleti, 1291’de Filistin’den kovularak 1308’de buraya gelmiş ve yerleşmişti. Çelebi Sultan Mehmet, şövalyelerin, Timur’un fethettiği Gâvur İzmir kalesindeki taleplerini önlemek gayesiyle onlara, sıkışık bir durumda iken, Bodrum kalesini vermiş, bu suretle şövalyeler Anadolu kıyısına da atlamışlardı. Şövalyelerin yaşayış gayesi, Müslümanlar ile savaşmaktı. Kudretli bir donanmaları vardı. Bunlar, tek bir milletten değildiler. Avrupa’nın her milletinden çoğu asil olmak üzere Saint-Jean (Hazret-i Yahya) tarikatına girenler, gerekli vasıflar gösterdikleri takdirde, Rodos devlet teşkilâtına dahil olurlardı. Tarikat, başta papa olmak üzere, Avrupa devletlerinden pek geniş ölçüde yardım ve bağış kabul ederdi. Bundan dolayı Osmanlı Devleti’nin Rodos’a savaş açmakta, birçok hakkı vardı.
[18]
Osmanlı hükümeti bir taraftan Rodos baş şövalyesi Vilye dö Lil Adam’a mektuplar gönderip, ada hakkındaki amacını ona sezdirmek isterken diğer taraftan da, adaya gönderdiği casuslar vasıtasıyla oradaki durum hakkında bilgi almakta idi. Fakat baş şövalye de İstanbul’daki hazırlığın adaya karşı yapıldığını casusları vasıtasıyla öğrenmişti. Bu nedenle o da ciddi savunma önlemleri alıyor ve papa ile Fransa kralından yardım istiyordu. Bununla beraber vezir-i âzam, baş şövalyenin korkusunu giderecek mektuplar yazıyor, böylece onun kuşkularını gidermeye çalışıyordu. Fakat baş şövalye, her ihtimale karşı, adaya bir yıl yetecek yiyecek ve savaş malzemeleri sağlamaktan geri kalmıyordu.
[19]
Rodos seferine vezir Ahmed Paşa serdar olmak istediyse de, Pirî Paşa’nın tavsiyesiyle ikinci vezir Çoban Mustafa Paşa tayin olundu.
Mustafa Paşa, donanma ile denizden hareket ettiği sıralarda, Sultan Süleyman da Kapıkulu askerleri ve diğer eyaletlerin Tımarlı sipahileriyle birlikte karadan yola çıktı. Karşı kıyılara gelmiş olan kara kuvvetleri de adaya sevk edildi ve kuşatmaya başlandı. Kuşatmanın uzun sürmesi, Avrupa’yı harekete geçirmiş, dolayısıyla Nesina ve Napoli limanlarında adaya yardım için asker ve gemi hazırlanıyordu. Bununla birlikte Osmanlı kuvvetleri, Rodos istihkâmlarını tamamen tahrip etmişlerdi ve yardım gelmeden adayı almaya çalışıyorlardı. Rodos’un fethi tamamlanmak üzere iken baş şövalye son bir çareye baş vurdu. Şöyle ki; Vaktiyle II. Bayezid, kardeşi Cem Sultan hadisesi nedeniyle Rodos şövalyeleriyle imzalamış olduğu antlaşmanın bir fıkrasında, kendi sülâlesinden bir hükümdar Rodos şövalyeleriyle savaşacak olursa onu kınayacak idi. Baş şövalye bu antlaşmayı Sultan Süleyman’a gönderdi; padişah, bunu okuyunca yırtıp attı ve kalenin kesin olarak teslimini istedi.
[20]
Bu girişimden olumlu sonuç alamayan ve Avrupa’dan da gelecek yardımdan ümidini kesen baş şövalye, şu şartlarla kaleyi teslime razı olmak zorunda kaldı:
1- Bütün şövalyelerin eşya ve silahlarıyla, Rodos adasıyla Rodos’a tabii adalardan on iki gün zarfında çekilip gitmeleri,
2- Rodos’tan ayrılan kimselerin Girit’in Kandiye limanına kadar naklinin Türk gemileriyle yapılması,
3- On iki günlük müddet zarfında Rodos kalesine sadece dört bin kişilik yeniçeri ordusunun girmesi, ordunun diğer kısmının şehrin bir mil uzağına çekilmesi,
4- Şehirde kalacak kimselerin dini âyinlerde serbest olması,
5- İsteyenlerin de üç sene zarfında Rodos’u terk edebilmeleri,
6- Rodos ahalisinin beş sene müddetle vergiden muaf tutulması,
7- Adadan kapıkulu Ocakları için devşirme alınmaması,
8- Antlaşma şartlarının eksiksiz tatbiki için yirmi beş şövalye ile Rodos ahalisinden yirmi beş kişinin Osmanlı karargâhında rehin bulunması.
[21]
Rodos kalesi ve adası ile beraber On iki Ada’nın tamamı ve Bodrum (Halikarnassos)’da teslim olmuştur.
[22]
Böylece Kanuni, Yavuz’un “Hırsız adası” dediği bu zorlu beldeyi fethetmiştir.
[23]
Bodrum’un fethi Anadolu tarihi bakımından dam mühimdir. Çünkü burası, Anadolu’da Hıristiyanların elinde bulunan tek toprak parçasını teşkil ediyordu.
Rodos’a derhal Türk göçmenleri yerleşmeye başladılar. Bir çok camii, imaret, mektep medrese, çeşme, yol yapılıp ada imar edildi. Rodos, bir sancak (vilayet) merkezi oldu ve buraya daima bahriye sancakbeyleri (tümamiraller) vali tayin edildi.
[24]
Bir Gece Ansızın Gelebiliriz...
Gaoucho
Uzaydan Çıplak Gözle Görünebilen Tek Co - Admin
#
4
(
permalink
)
31-05-2007, 21:19
gaoucho
BayEfsane
Kayıt
: 19/07/2006
Forum
: Çok İyi
Ortam
: Süper
Yaradılış
: Bay
İkamet
: Eskişehir
Yaşı
:
Mesleği
: BayEfsane
Mesaj Sayısı
: 4.339
Uyarıları
: 0/0 (0)
Tecrübe
: 117
Rütbe
:
Kanuni Dönemi Deniz Seferleri
İKİNCİ BÖLÜM
KANUNİ DEVRİNDE TÜRK DENİZCİLERİNİN FAALİYETLERİ
Osmanlı denizciliğinin, Kanuni devrindeki seviyesini bulmasında, II. Bayezid ve Yavuz Sultan Selim devrinde donanma üzerindeki çalışmaların çok büyük rolü vardır. Her iki hükümdar devrinde de Türk donanması hem sayı, hem de teknik bakımdan mühim gelişmeler göstermiş, aynı zamanda artık Türklerde de Avrupalı meşhur amiraller ayarında denizciler görülmeye başlamıştır.
[25]
Bir Gece Ansızın Gelebiliriz...
Gaoucho
Uzaydan Çıplak Gözle Görünebilen Tek Co - Admin
#
5
(
permalink
)
31-05-2007, 21:20
gaoucho
BayEfsane
Kayıt
: 19/07/2006
Forum
: Çok İyi
Ortam
: Süper
Yaradılış
: Bay
İkamet
: Eskişehir
Yaşı
:
Mesleği
: BayEfsane
Mesaj Sayısı
: 4.339
Uyarıları
: 0/0 (0)
Tecrübe
: 117
Rütbe
:
Kanuni Dönemi Deniz Seferleri
1- ORUÇ VE HIZIR REİSLER:
Oruç ve Hızır Reis’ler, babaları ve dedeleri Tımarlı sipahi olan bir Türk ailesinden idiler. Selânik-Manastır arasındaki Yenice-i Vardar ilçesinde doğmuşlardır. Fatih Sultan Mehmet devrinde, Cenevizli bir ailenin elindeki Midilli adası fethedildikten sonra buraya atanan Tımarlı sipahiler arasında Oruç ve Hızır Reis’lerin babaları Yakub da bulunuyordu. Yakub’un İshâk, Oruç, Hızır ve İlyas adlarında dört oğlu vardı. Bunlardan çocukluğunda denizciliğe çok hevesli olup korsanlığa başlayan Oruç reis, kardeşi İlyas ile birlikte denizlerde faaliyetlere başladılar.
[26]
İlyas Reis’in ölümü üzerine iki kardeş beraberce denizciliğe başlamış ve Oruç reis, kardeşine nispetle daha tecrübeli olduğundan başkanlık ona verilmiş ve Türk leventlerinin “Baba Oruç” dedikleri bu değerli denizci bu suretle küçük bir filo kumandanı olarak daha geniş surette çalışmağa başlamıştı.
Cezayir’in Oruç ve Hızır Reisler tarafından işgali mühim bir hadise oldu; burada bulunan İspanyollar Cezayir’in karşısındaki Penon adasına iltica ederek derhal Şarlken’den yardım istediler; o tarihte henüz İspanya kralı bulunan Şarlken Cezayir’e bir donanma gönderdiyse de Oruç Reis’i buradan çıkaramadılar.
Cezayir’i harple Baba Oruç’tan alamayan İspanyollar, kara yoluyla burayı elde etmek için Telemsan Emirini memur ettilerse de bunu vaktinde haber almış olan Oruç Reis Telemsan’ı aldı. Oruç Reis Telemsan’da kalarak burayı müdafaa etti; fakat İspanyolların şiddetli muhasarası ve yerli halkın onlara yardımı üzerine yedi ay müdafaadan sonra Cezayir’e dönmek üzere, kuşatmayı yarıp dışarı çıktığı sırada vurularak şehit oldu. (1518) Onun ölümünden sonra kardeşi Hızır Reis, Cezayir hükümdarı olmuştur.
[27]
Bir Gece Ansızın Gelebiliriz...
Gaoucho
Uzaydan Çıplak Gözle Görünebilen Tek Co - Admin
#
6
(
permalink
)
31-05-2007, 21:20
gaoucho
BayEfsane
Kayıt
: 19/07/2006
Forum
: Çok İyi
Ortam
: Süper
Yaradılış
: Bay
İkamet
: Eskişehir
Yaşı
:
Mesleği
: BayEfsane
Mesaj Sayısı
: 4.339
Uyarıları
: 0/0 (0)
Tecrübe
: 117
Rütbe
:
Kanuni Dönemi Deniz Seferleri
2- BARBAROS HAYRETTİN PAŞA - OSMANLI HİZMETİNE GİRMESİ
Osmanlı denizciliğinin en önemli ismi olan Hızır Reis, Barbaros lakabıyla tanınmıştır.
[28]
Din ve devlet yolunda başardığı büyük işlerden dolayı, Kanuni Sultan Süleyman tarafından kendisine “Hayreddin” ismi verilmiştir.
[29]
Midilli Adası’ndaki Banova köyünde doğdu, 4 temmuz 1546’da İstanbul’da öldü. Babası Yakup Ağa, Eceovalı (Gelibolu) bir sipahi, annesi Midilli halkından Katalina adında bir Hıristiyan idi.
[30]
Osmanlı ordusu, karada fevkalâde başarılar kazandığı halde, denizlerde henüz başarı derecesi pek üstün değildi. Geniş kıyılara sahip olan Osmanlı Devleti, bu kez karşısında İspanya kralı ve Alman imparatoru Şarlken’i bulmuştu; bu nedenle denizde başarılı olması gerekli idi. Bu sebeple usta bir denizci olan Andrea Dorya ile mücadele edebilecek mahir bir denizci gerekli idi. Sultan Süleyman, Barbaros’a bir ferman göndererek “yerini bir ehline bırakıp derhal İstanbul’a gelmesi, şayet orada yerine güvenilir biri yoksa bildirmesi” talimatını vermişti. Bunun üzerine Barbaros Hayrettin Paşa Ağustos 1532’de İstanbul’a geldi
[31]
Bir Gece Ansızın Gelebiliriz...
Gaoucho
Uzaydan Çıplak Gözle Görünebilen Tek Co - Admin
#
7
(
permalink
)
31-05-2007, 21:21
gaoucho
BayEfsane
Kayıt
: 19/07/2006
Forum
: Çok İyi
Ortam
: Süper
Yaradılış
: Bay
İkamet
: Eskişehir
Yaşı
:
Mesleği
: BayEfsane
Mesaj Sayısı
: 4.339
Uyarıları
: 0/0 (0)
Tecrübe
: 117
Rütbe
:
Kanuni Dönemi Deniz Seferleri
3- BARBAROS HAYRETTİN PAŞA’NIN İLK SEFERİ VE TUNUS’UN ZAPTI
Barbaros Hayrettin Paşa, Haleta’dan İstanbul’a döndükten sonra Osmanlı donanmasıyla ilk seferini Mayıs 1534’de gerçekleştirdi. Şöyle ki;
Barbaros Hayrettin Paşa, 80 gemiden oluşan bir donanma ile İtalya kıyılarına yöneldi.
[32]
Nesina boğazında Recyo (Reggio) şehrine yüklendi. Buranın ahalisi şehri bırakıp kaçmıştı. Barbaros Reggio’yu tahrip etti. Oradan yine İtalya kıyılarındaki Santaluksa (Santa Lucca)’ya hücum etti. Burayı da ele geçirdikten sonra İtalyan kalesi, Sitraro (Citraro)’ya yöneldi. Sitraro’nun limanındaki on sekiz gemiyi yaktı.
[33]
Barbaros, Güney-İtalya sahillerini vurduktan sonra Cezayir’e gitti ve müsait hava ile Tunus önlerine geldi; Tunus’ta Beni Hafs ailesinden Mevlây Hasan hükümdardı.
Barbaros, Halkuvad’a gelerek, Tunus’u zapt etmek üzere karaya asker çıkardı. Mevlây Hasan kaçtı ve Tunus işgal edildi.
Mevlây Hasan etraftan topladığı kuvvetle iki defa Tunus üzerine geldiyse de muvaffak olamayarak kaçtı ve imparator Şarlken’e müracaat ederek yardım istedi.
Şarlken 1535 senesinde Andrea Dorya kumandasında beş yüz parça donanma hazırlattı; imparator bizzat hareket ederek Halku’l-Vad’a gelip yirmi beş bin kişilik kuvvetini karaya çıkardı
[34]
. Hayrettin, Tunus’a ancak birkaç ay sahip olabildi.
[35]
Hayrettin Paşa savaştı, uzun müddet direndi, fakat kalabalık Hıristiyan ordusu karşısında Tunus’tan çıkmak zorunda kaldı. İspanyolların yardımıyla Tunus’u elde etmiş olan Hasan, 1540 yılında kendi oğlu Ahmet tarafından hal’ edilmiştir. Ahmet’le gelen İspanyollar, Tunus’ta her türlü taşkınlığı yaptılar.
[36]
Bir Gece Ansızın Gelebiliriz...
Gaoucho
Uzaydan Çıplak Gözle Görünebilen Tek Co - Admin
#
8
(
permalink
)
31-05-2007, 21:22
gaoucho
BayEfsane
Kayıt
: 19/07/2006
Forum
: Çok İyi
Ortam
: Süper
Yaradılış
: Bay
İkamet
: Eskişehir
Yaşı
:
Mesleği
: BayEfsane
Mesaj Sayısı
: 4.339
Uyarıları
: 0/0 (0)
Tecrübe
: 117
Rütbe
:
Kanuni Dönemi Deniz Seferleri
4- VENEDİK VE MÜTTEFİKLERİYLE HARP:
Sürekli olarak iki yüzlü siyaset izleyen Venedik Cumhuriyeti, Osmanlılara karşı düzenlenen deniz savaşlarında Şarlken’in yanında yer alıyor ve her fırsatta Osmanlı ticaret gemilerini ele geçiriyordu. Osmanlı Devleti ile dostluk antlaşmasına rağmen Venedik’i düşmanca hareketlere sevk den sebep, Papa III. Paul idi.
[37]
Papa III. Paul, Türklere karşı Hıristiyanları bir araya getirmeğe çalışıyordu. Bu cümleden olarak I. Fransuva ile Şarlken’in arasını bularak on senelik bir mütâreke yaptırmış bunları Türklere karşı sevk ederken Venedik de bu ittifaka girmişti.
[38]
Bu sırada Bosna Beyi Gazi Hüsrev Bey, Venediklilere ait Solin ve Kilis ile bazı kaleleri zapt ederken aynı senede ikinci vezir Lütfi Paşa, donanmadaki kara askerine serdar olarak Barbaros kumandasında bulunan donanma ile birlikte Adriyatik denizine hareket ettiler.
[39]
Müşterek hedef, Venedik üzerine İtalya seferi olup, Korto adasının fethi kararlaştırılmıştı.
[40]
Yüz otuz beş tanesi kadırga, ötekileri diğer gemilerden oluşan iki yüz (*)(*)(*)(*)en parça donanma, İtalya’nın doğu sahillerini vurmağa memurdu; donanma o taraflara giderken Andrea Dorya, Gelibolu tersane kethüdası Ali Kethüda kumandasıyla donanmaya katılan on iki kadırgayı batırmış, bu haber padişah tarafından duyulunca Korto adasının muhasarası Lütfü Paşa’ya emrolunmuştur; Andrea Dorya Osmanlı donanmasının Korto’ya geldiğini haber alınca Nesina’ya kaçmış ve Venediklilere ait olan Korto muhasara altına alınmıştı. Fakat kış mevsimi başlamak üzere olduğundan yirmi gün kadar süren bu muhasaradan bir netice alınamadı.
[41]
Öte yandan Barbaros, Venediklilere ait olup deniz hizmetinde kullanılan Şira Patmos, Naksos adalarını fethetti.
[42]
Bir Gece Ansızın Gelebiliriz...
Gaoucho
Uzaydan Çıplak Gözle Görünebilen Tek Co - Admin
#
9
(
permalink
)
31-05-2007, 21:24
gaoucho
BayEfsane
Kayıt
: 19/07/2006
Forum
: Çok İyi
Ortam
: Süper
Yaradılış
: Bay
İkamet
: Eskişehir
Yaşı
:
Mesleği
: BayEfsane
Mesaj Sayısı
: 4.339
Uyarıları
: 0/0 (0)
Tecrübe
: 117
Rütbe
:
Kanuni Dönemi Deniz Seferleri
5 - PREVEZE DENİZ SEFERİ VE AKDENİZ HAKİMİYETİ
(28 EYLÜL 1538)
Osmanlı donanması, adaları birer birer fethederken müttefik devletleri oluşturan Şarlken imparatorluğu, Venedik, papalık ve Portekiz donanma kumandanlarının Korto adasında toplanmalarını kararlaştırdılar. Burada yapılan görüşmelerde Şarlken tarafı, “korsan yatağı olan Cezayir’in alınmasını”, Venedik Cumhuriyeti ise “Türklerin eline geçen adaların geri alınmasını” ileri sürmüşlerdi.
[43]
1538 Eylülünde cihan tarihinin en büyük deniz vuruşmalarından biri, belki birincisinin vuku bulacağı an yaklaşırken, Vezir Süleyman Paşa’nın Hint Okyanusu donanması, Gücerât’ta Hindistan’a çıkartma yapmış, Kanuni ise, Kuzeydoğu Romanya’da bulunuyordu.
1538 yazında, cihan tarihinin o âna kadar gördüğü en büyük armada, hemen bütün Avrupa Hırıstiyan devletlerinin katılmasıyla meydana gelmişti. Charles-Quint, bu korkunç kuvvete Andrea Dorya’yı başkumandan tayin etti. Armada, İspanya, Almanya, Venedik, Portekiz, küçük devletlerden Ceneviz, Malta, Floransa, orta devletlerden papalık vs. devletlerin donanmalarından müteşekkil idi. Ancak Fransa ile İngiltere, Haçlı Donanmasına gemi vermemişlerdi.
[44]
Barbaros Hayrettin Paşa donanma ile İstanköy taraflarında bulunduğu sıralarda düşman hakkında malûmat almak üzere korsan reislerinden olup Osmanlım hizmetine girmiş olan Turgudca adındaki kaptanı ileri gönderdi; bu keşif donanması kırk parça düşman kadırgasına rastlayıp asıl düşman donanmasının Preveze’de olduğunu öğrenmişti.
Barbaros süratle ilerleyerek yolda Kefalonya adasını vurduktan sonra Preveze’ye geldi ve üç seri gemiyi haber ve almak üzere düşman sahillerine yolladı.
[45]
Papa, Portekiz, İspanyol, Venedik ve diğer Avrupalı kuvvetlerden meydana gelen Haçlı donanmasında üç yüz gemi, altmış bin asker ve iki bin beş yüz top vardı. Türk donanmasında ise yüz yirmi iki gemi, sekiz bin asker ve gemilerin baş taraflarında üçer adet uzun menzilli 166 top vardı.
[46]
Andrea Dorya’nın hazırladığı Harp Meclisi 22 Eylül 1538 günü Kortu adasında toplandı.
Barbaros Hayrettin de Harp Meclisini 25 Eylül 1538 günü Preveze’de kurmuştu. Bu mecliste şunlar vardı:
Derya kaptanı Büyük Amiral Barbaros Hayrettin Paşa, merkez cephenin komutanları olarak Barbaros’un oğlu Hasan Reis, manevi oğlu öteki Hasan reis, sağ cephe komutanı olarak Salih Reis, sol cephe komutanı olarak Seydi Ali Reis, ihtiyat kuvvetleri komutanı olarak Turgut Reis ve bunun emrindeki Sadık ve Güzelce Mehmet Reisler.
[47]
Preveze önlerine gelen müttefik donanması Akçeom sahiline keşif müfrezesi gönderdiyse de Türkler’in tüfek ateşiyle karşılaştıklarından geriye döndüler; bu suretle karaya asker çıkarma teşebbüsü akim kaldı; fakat bu durum önüne gelen bazı düşman kadırgaları oradaki Türk askerleri üzerine gülle atıp oldukça fazla zayiat verdiler; bunun üzerine iki taraf arasında ateş başladı.
[48]
Böylece Türklerin top ateşi karşısında Andrea Dorya, geri çekilmeye mecbur olmuştur. Andrea Dorya, bu ilk çarpışmadan sonra gece yarısı, Ayamavra adasına gelerek gemileri demirletti. Sabaha karşı Türk donanmasının kendilerine doğru hareket halinde olduğu haberini alan Andrea Dorya, savaşa girişip girişmemekte tereddüt etti; nihayet üç saat düşündükten sonra kumandanların ısrarı karşısında savaşa karar verdi.
Barbaros Hayrettin Paşa, hayrete şayan bir savaş yöntemi uygulayarak kendisinden kat kat üstün olan müttefikler donanmasını kesin bir yenilgiye uğrattı.
[49]
Melfi prensi tarafından alınan beklenmedik bir dizi karar ve rüzgârın yönündeki ani değişiklik Barbaros’un zafer kazanmasında etkili olmuştur. Osmanlı tarafı muzafferdir. Ve Hırıstiyan gemileri karanlık çökerken kaçarlar. Bununla birlikte kayıp sayısının az olması nedeniyle, her iki donanma da genel olarak sağlam kalır ve savaşa devam edebilme yeterliliğine sahiptirler.
[50]
Osmanlı amirali bu muharebenin galibi olur, fakat imparatorluk güçlerinin Novi şehrini zapt etmesini engelleyemez. Şehir ancak 6 Ağustos 1539’da geri alınır.
[51]
Türk ve dünya deniz tarihinde çok önemli bir yeri olan Preveze zaferi, Akdeniz’e hakim olan Andrea Dorya’yı bu hakimiyeti, Barbaros Hayrettin Paşa’ya bırakmaya mecbur etti.
[52]
Preveze Deniz Zaferi, ülkemizde Türk denizcilik tarihinin en önemli zaferlerinden birisi olarak kutlanırken, bazı batılı yazarlar beş-altı Venedik gemisinin batırıldığını, bu yüzden fazla önemsenmemesi gerektiğini belirtirler. Ancak Hammer dahi, Preveze’deki Haçlı donanmasının kaybını yüz yirmi sekiz gemi olarak verir.
[53]
Barbaros Hayrettin Paşa 1543’teki Nice seferinden sonra bir daha sefere çıkmadı. Hayatta iken, bir denizci olarak yapılan gazaları anlatan “Gazavat-ı Hayreddin Paşa” eseri kaleme alınmıştır. Bu eserden elimizde, biri mensur, diğeri manzum olmak üzere iki orijinal nüsha bulunmaktadır. Bu orijinal eserin ikisi de çeşitli eserlerin yazarı, denizci bir aydın olan Seyyid Murat tarafından kaleme alınmıştır.
[54]
Seyyid murad’ın donanmada hangi görevi üstlendiği belli değildir. Onun esas görevi deniz konuları yazmaktı ve belki de Hayrettin Paşa yanında bulunup seferlerini kaleme almıştı.
[55]
Bir Gece Ansızın Gelebiliriz...
Gaoucho