Televizyon alıcısı, bir vericiden iletilen elektromanyetik dalgaların görüntü ve ses olarak görünmesini ve duyulmasını sağlayan bir aygıttır.
Televizyon yayını, elektromanyetik dalgalar yoluyla halkın doğrudan doğruya alması maksadıyla yapılan hareketli veya sabit resimlerin, sesli veya sessiz kalıcı olmayan görüntülerinin renkli ya da siyah beyaz yayınıdır.
Bir televizyon alıcısı resim tüpü, şase, kabin, tuner gibi temel bileşenlerden oluşur.
Kelime kökenine göre Yunanca tele (uzak) ve Latince visio'dan gelen vision (görüş) birleşimiyle televizyon uzagörüm, uzaktan görüntü anlamına gelmektedir. Televizyonun bulunmasından sonra bu teknolojiyi ithal eden Türkiye, cihaza Türkçe bir isim bulmak yerine birçok dünya ülkesi gibi aynen kullanmıştır. Almanca'da fernsehen olarak söylenir.
Sayısal yayınların başlamasına kadar televizyon izleyicisi sadece alıcı durumunda idi. Sayısal yayınlar sayesinde kullanıcının etkileşime geçmesi süreci başladı. İzleyicilerin sürekli alıcı olması, televizyonun kolay ulaşılabilir bir "kaynak" olması, kullanılan etkili görsel ve işitsel öğelerle etkisinin yüksek olması, birçok aydının televizyona soğuk bakmasına neden oldu. Günümüzde televizyon yayıncılığının ilk amacı, reklam ve ticaret üzerine kuruludur.televizyon içinde herşey izlenilebilen bir kutudur....
Ağırdır sevgilerim her yürek taşıyamaz!
Büyüktür umutlarım her omuz kaldıramaz!
DOSTLUK GÜNAH OLMAYACAK KADAR MASUM,
KÖLE OLMAYACAK KADAR ÖZGÜR,
UMULMAYACAK KADAR YAKIN,
UNUTULMAYACAK KADAR DERİN,
TEK BAŞINA YAŞANMAYACAK KADAR ZORDUR. |