Forum | GYKFRM.CoM


Giriş Yap

Forum İstatistikleri

Reklam

Destek Verenler

Forum | GYKFRM.CoM » Hayvanlar Alemi » Hayvanlar Hakkında Bilgiler » Deniz Kaplumbağalarının Sırlı Yolculuğu

Hayvanlar Hakkında Bilgiler | Hayvanlar hakkında birçok bilginin yer aldığı bölümde, onları daha yakından tanıyabilirsiniz. Hayvan sevgisi önemlidir. Ara sıra yolda gördüğümüz iki ayaklı hayvanları da sevelim.

Taglar:


Üyelerimize Merhaba Deyin...
Loading... Please Wait...


Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
  #1 (permalink)  
Eski 15-09-2006, 12:41
buneyye - ait Avatar
hiperaktif üye
buneyye Tecrübesiz
Kayıt : 05/05/2006
Forum : Çok İyi
Ortam : Süper
Yaradılış : Bay
İkamet : ANKARA
Yaşı : 21
Mesleği : öğrenci
Mesaj Sayısı : 344
Uyarıları : 0/0 (0)
Tecrübe : 0
Rütbe :
 
Deniz Kaplumbağalarının Sırlı Yolculuğu


Deniz Kaplumbağalarının Sırlı Yolculuğu

Deniz kaplumbağaları, yaptıkları uzun mesafeli göçlerle okyanusların en dikkat çekici canlılarındandır. Şu ana kadar üzerlerinde en fazla araştırma yapılan canlılardan olmalarına rağmen, bu hayvanların uzun yolculukları sırasında yollarını kusursuz bir şekilde nasıl bulabildikleri henüz tam olarak açıklanamamıştır. Bu hayvanların yaratıldıkları ilk andan itibaren sergiledikleri bu hususiyet, bilim adamlarını uzun zamandır meşgul etmektedir. Halbuki, insanoğlu uydu ve bilgisayar teknolojisindeki gelişmelerle, bulunduğu yerin konumunu tespit imkânına ancak günümüzde kavuşabilmiştir. Hayvanların dağ, deniz ve nehir gibi coğrafî yapılardan elde ettikleri ışık, koku, vs. bilgileri sevk-i ilâhîyle değerlendirip, beslenme alanlarının ve yavrularının yolunu şaşırmadan bulmaları son derece hayret vericidir. İnançlı insanların ‘sevk-i ilâhî’, materyalistlerin ise ‘içgüdü’ tabiriyle tarife çalıştığı yol bulmada sebepler plânında hangi biyo-kimyevî, fizyolojik veya meteorolojik mekanizmaların kullanıldığı hususunda henüz fazla bir şey bilinmemektedir. Bilinen bir şey varsa, o da, bu işlemin tesadüfen veya kendi kendine geliştirilmesi mümkün olmayan bir sistemle çalıştırıldığıdır. Binlerce kilometreyi şaşırmadan katetmeleri için hayvanlara verilen hususî donanımlar da, şüphesiz ki sonsuz bir ilim ve kudretin eseridir.
Yumurtadan yeni çıkan ve hiçbir göç tecrübesi olmayan yavrulara, başlarında onlara yol gösteren bir kaplumbağa olmadan nasıl davranacakları öğretilmiştir. Yumurtadan yeni çıkan yavrular, geceleyin denize girip, hiç durmadan 24 saat yüzebilir. Fakat genetik kodlarına bu bilginin yazılması ilk baştaki hususlardan biridir. Bu genetik bilginin nasıl bir sebepler zincirinden geçerek, hayvanı hangi sâiklerle belli bir yöne doğru harekete zorladığını biyolojik sebeplerle izah etmekten bugün âciziz. Zîrâ deneme-yanılma yoluyla böyle bir sevk meyelânın nasıl kazanıldığını ve bunun nasıl olup da maddî moleküllerle genetik bilgiye dönüştürüldüğünü izah edemiyoruz.
Yavrular denize doğru yolculuğa geceleyin çıkar, bu şekilde hem güneşin kavuruculuğundan, hem de kumsaldaki tehlikelerden korunmuş olurlar. Yumurtadan yeni çıkmış kaplumbağalardan biri deniz suyuyla dolu bir kovaya konursa, hemen yüzmeye başladığı görülecektir. Kaplumbağaların bu yolculuğa gece başlamaları, ışığa hassas bir sistemlerinin olduğunu düşündürmektedir. Geceleyin deniz, Ay ışığı sebebiyle karaya göre daha parlak olduğundan, yavru kaplumbağaların bu parlaklığa yöneldikleri düşünülmektedir. Nitekim bazı sahillerdeki eğlence yerleri veya yazlıkların ışıkları geceleyin bu yavruları yanıltmakta, yavrular deniz yerine karadaki parlak ışıklara yönelmekte; bu şekilde denizden uzaklaşan yavrular gündüz kavurucu sıcakların altında kuruyup ölmektedir.
Yumurtadan çıkan yavrular için uzun ve tehlikeli bir yolculuk başlamıştır. Dünyaya gözlerini açtıkları andan itibaren yalnız yaşayan ve hayatları boyunca da üreme faaliyetleri dışında türlerinin diğer fertleriyle çok az münasebette bulunan bu hayvanlara ne zaman, nereye göç edeceklerini, nasıl besleneceklerini, üreme ve beslenme alanlarını nasıl bulacaklarını acaba kim öğretmiştir? Yavruların bir kısmı denize ulaşamadan yengeçler ve kuşlar tarafından avlanır, denize ulaşabilenlerin birçoğu da sığ sulardan geçerken başta köpek balıkları olmak üzere birçok yırtıcı balığa yem olur. Bu şekilde, hem kaplumbağa populasyonu aşırı artmamış, hem de denizdeki birçok canlının rızıkları ayaklarına kadar ulaştırılmış olur. Yavrular bir süre durmadan yüzdükten sonra dinlenmeye ve yüzeyde karşılaştıkları kendilerinden küçük plânktonik canlılarla beslenmeye başlar. Bu kaplumbağalar, okyanusta beslenme bölgesine yerleşip yetişkin olana kadar aynı alanda onlarca yıl kalır. Yetişkinliğe ulaşıp üreme çağına geldiklerinde ise, şaşılacak şekilde, doğdukları yere doğru göç ederler.
Deniz kaplumbağalarının bir türü olan Caretta caretta’larla yapılan deneyler, göç eden bu canlıların dünyanın manyetik alanından faydalandıklarını, farklı bölgelerdeki manyetik alanların değerlerini önceden bilirmişçesine hareket ettiklerini ve okyanusta yol alırken buna göre yönlerini belirlediklerini göstermektedir. North Carolina Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı, bu canlıların göçlerini izlemiştir. Florida’nın doğu kıyılarında yumurtadan çıkar çıkmaz okyanusa koşan bu hayvanlar, doğruca Kuzey Atlantik okyanus akıntısına yönelmektedir. Bu okyanus akıntısı, Kuzey Amerika’nın doğu sahillerinden başlayarak, saat ibresi yönünde, önce Kuzey Atlantik boyunca kuzeydoğudan Avrupa’ya doğru giden ve daha sonra güneye doğru İspanya ve Afrika kıyılarını geçerek batıya dönen büyük bir daireyi andırır.
Besin yönünden zengin bu ılık su akıntısı içindeki göçleri yıllarca süren Carettalar, Atlantik Okyanusu çevresinde 8.000 mil yol katettikten sonra tekrar Kuzey Amerika’ya dönmektedir. Araştırmacılar, deniz kaplumbağalarının göç yollarını bulabilmek için mahallî manyetik alanlardan faydalanıp faydalanmadıklarını belirlemek istemişler ve bu maksatla bir deney sistemi kurmuşlardır. Bunun için yapılan büyük bir su tankının dışına manyetik alanlar oluşturan bobinler konulmuştur. Yumurtadan yeni çıkmış 79 kaplumbağa yavrusuna, üzerinde verici bulunan birer mayo giydirilip, su tankının içine bırakılmıştır. Yavrular, Kuzey Atlantik okyanus akıntısının kritik noktalarındaki (meselâ, Florida’nın kuzeyi, Portekiz açıkları ve yörüngelerinin en güney ucundakilere eşdeğer) manyetik alanlara tâbi tutulmuşlardır. Uygulanan her manyetik alanda, kaplumbağaların, o manyetik alana uygun yönde yüzmeye başladıkları görülmüştür. Meselâ, su tankına yollarının kuzeydoğu bölümündeki manyetik alanın eşdeğeri uygulanınca, hayvanlar okyanustaki gibi güneye yönelmişlerdir. Kaplumbağalara manyetik alanı kullanarak okyanusta doğru yolu takip etme kabiliyeti verilmemiş olsaydı, onların soğuk sularda açlık ve yorgunluktan ölmeleri kaçınılmaz olacaktı. Bediüzzaman Hazretleri, hayvanlardaki bu istidatların kaynağını “Bir hayvan, dünyaya geldiği vakit, âdeta başka bir âlemde tekemmül etmiş gibi istidadına göre mükemmel olarak gelir, yani gönderilir. Ya iki saatte, ya iki günde veya iki ayda bütün şerâit-i hayatiyyesini ve kâinatla olan münasebetini ve kavânîn-i hayatını öğrenir, meleke sahibi olur, yani ona ilham olunur.” cümleleriyle ifade etmektedir.
Pasifik Okyanusu’ndaki deniz kaplumbağaları ise, Asya’nın doğu sahillerinde dünyaya gelir ve okyanusun diğer tarafındaki sahillerde bulunan daha elverişli hayat alanlarına ulaşabilmek için okyanus aşırı bir göç gerçekleştirir. Meselâ, Japonya sahillerindeki evlerinden 3–5 cm boyunda iken ayrılan yavru kaplumbağalar, Kuzey Amerika’nın batı sahillerine kadar yüzerler. Tekrar Japonya’ya geri dönmeden önce, burada yaklaşık 40 cm oluncaya kadar uzun bir süre kalırlar. 1990’ların sonlarına doğru Pasifik’teki kaplumbağaların kimliklerinin belirlenmesi için alınan DNA örnekleri üzerinde yapılan çalışmalar, California ve Hawaii sahillerine gelen kaplumbağaların, Japonya kaynaklı olduğunu göstermiştir. 1996’da, Adelita ismi verilen bir kaplumbağa, uydu vericisiyle donatılarak San Diego’dan serbest bırakılmış ve 14 ay boyunca Japonya’ya kadar takip edilmiştir. Değerlendirilen veriler, kaplumbağanın yön bulmak için, manyetik alan ile ortalama yüzey sıcaklığının birleşiminden oluşan bir bilgiyi kullandığını göstermiştir.
İnsanların çoğu ancak ellerindeki bir harita ve pusulayı kullanarak istenen noktaya ulaşabilir. Fakat elimize aldığımız haritanın çizilebilmesi için, önce o yere gitmek ve bir müddet orada kalıp çalışmak, yahut o yerin uydudan fotoğrafını çekerek haritaya dönüştürmek gerekir. Yumurtadan çıkar çıkmaz yıllarca sürecek bir yolculuğa başlayan deniz kaplumbağaları ise, böyle teknolojilerle çizilmiş haritalardan mahrumdur. Yapılan araştırmalar, onların vücutlarında bildiğimiz mahiyette bir pusulanın da olmadığını göstermektedir. Başta yerin manyetik alan çizgileri olmak üzere, kullandıkları diğer maddî faktörlerin nasıl algılanıp hafızalarına nakşedildiğini de bilemiyoruz. Sadece bazı deneylerden hareketle bir kısım sebeplerin tesirlerini ölçerek takip etmeye çalışıyoruz. Birçok hayvan türünde kendine has olarak görülen çeşitli sevk-i ilâhî tecellilerine sadece bir örnek olarak zikrettiğimiz deniz kaplumbağalarının bu hayretengiz kabiliyetlerinin tesadüfen, kendi kendine gelişiverdiğini ve bunun da müthiş bir şans eseri(!) olarak genetik programa işlendiğini iddia etmenin zorluğu, bu konuda çalışan bilim adamlarını ciddi olarak sıkıntıya sokmaktadır. Zîrâ bazılarının inandığı evrim teorisi bu mükemmel göç sistemini izahtan âcizdir.





Noksanını Görüp Anlayan Kimse,Kendisini Kemâle erdirmek için Gayret Eder.

Kendisinin Kemâlini İddia Eden,Celal Sahibi Hakk'a Yakınlığa Layık Olamaz.

Mevlâna



Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'da Paylaş! Google'de Paylaş!Yahoo'da Paylaş!Live'de Paylaş!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Konu Seçenekleri
Modları Göster


Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
İstanbuldan Deniz Yoluyla Gidebileceğiniz Yerler daPHNe Marmara Bölgesi 0 31-08-2006 12:54
Rüya Tadında... prenses Aşk Hikayeleri 1 26-07-2006 14:02
Deniz Feneri angel Şiir 3 18-07-2006 11:39
Deniz Neden Mavidir? daPHNe Fizik, Kimya, Biyoloji 0 26-06-2006 23:50



Nav Item BG