Forum | GYKFRM.CoM


Giriş Yap

Forum İstatistikleri

Reklam

Destek Verenler

Forum | GYKFRM.CoM » Hayata Dair » Kişisel Gelişim » Eyvah! Ben Utangacım...

Kişisel Gelişim | Özgüveni yüksek ve nitelikli bir birey olabilmek adına yeni şeyler öğrenebilirsiniz. Motivasyonunuzu artırıp başarıyı yakalamak elinizde.

Taglar:


Üyelerimize Merhaba Deyin...
Loading... Please Wait...


Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
  #1 (permalink)  
Eski 09-06-2006, 23:58
daPHNe - ait Avatar
Editör
daPHNe Varlığını HissettiriyordaPHNe Varlığını HissettiriyordaPHNe Varlığını Hissettiriyor
Kayıt : 22/02/2006
Forum : İyi
Ortam : Süper
Yaradılış : Bayan
İkamet :
Yaşı : 24
Mesleği : Öğrenci
Mesaj Sayısı : 3.327
Uyarıları : 0/0 (0)
Tecrübe : 101
Rütbe :
 
Lightbulb Eyvah! Ben Utangacım...


Arkadaşlar, konu biraz uzun; fakat utangaçların çaresi bu yazıdır . Lütfen üşenmeyip okuyunuz
Hiç birimiz bu dünyaya utangaç bir kişilikle merhaba demeyiz !
Utangaçlık vücuttaki falanca hormon miktarı veya filanca kromozom sayısının eksikliğiyle alakalı bir durum değildir.
Kökeni çocukluk veya ilk gençlik yıllarında yaşanan olaylar olup, genelde insanlar bu konuda üçe ayrılırlar:
1) Utangaç olduklarını, yüzlerine baktığınız ilk anda kolayca anlayıverirsiniz.
2) Bir de anlayamadıklarınız vardır ki bu kişiler masanın altına girip saklanmak duygusuyla boğuştukları halde bunu yansıtmaz, son derecede soğukkanlı görünürler. Burunları o kadar havadadır ki neredeyse gökteki bulutlara teğet geçer. Utangaç olduklarını anlayabilmek için onları ya çok iyi tanımak veya gönül rızasıyla itiraf etmelerini beklemek gerekir.
3) Bu gruba nerede, ne zaman, ne yapacakları pek belli olmayanları alalım. Mesela sessiz sakin otururken birden ortaya çıkıp profesyonellere taş çıkartırcasına dansedip sonrada çok önemli bir toplantıya katılıyormuş gibi ciddi bir ifadeyle hiçbir şey olmamış gibi yerlerine otururlar.

Her nekadar durumu biraz hafife alarak açıklamaya çalıştımsa da, utangaçlık düzeltilebilmesi için üzerinde sistemli bir çalışma uygulanması gereken ruhsal bir engeldir. Bunun için profesyonel desteğe başvurmak çözüm olabilmekle beraber, utangaçlık ileri safhada değilse bu durumla savaşmak olanağımız vardır.


Dilerseniz gelin bu konuda neler yapabileceğimize şöyle bir göz atalım:

İlk adım, hayatımıza engel teşkil eden bu durumu aşmaya karar vermek. Kendimizi her zaman her koşulda en iyi biz tanır ve varsa defolarımızı da doğal olarak en iyi biz biliririz. Utangaç olduğumuza karar vermiş ve savaşa girmek için hazır bekliyorsak bu düşmanla savaşmak kesinlikle daha kolay olacaktır.

Hayat koşullarımız, çevreden aldığımız olumsuz etkileşimler zihnimizi her dakika bir dolu veri ile bombardımana tuttuğundan, zihnimizi boşaltıp gereksiz şeylerden arındırmak için ona bir zaman tanımak, ikinci adımımız olmalıdır.

Karar aldığımız gün zihnimizi birazda olsa tazelemek adına mümkünse fazla konuşmamaya, kendimizi gereksiz konularla o gün için fazla meşgul etmemeye özen gösterelim. Gün içinde herhangi bir zamanda toplam otuz dakikalık bir süreyi ise, hiçbir şey konuşmadan, sesten, gürültüden etkilenmeden yalnız kalabileceğimiz bir ortamda geçirelim. Mekan seçimi tamamen size aittir. Ancak etrafınızda bulunan renklerin pastel tonlardan oluşması zihninizin daha çabuk rahatlamasını sağlayacaktır.

Yalnız kaldığınızda aklınıza muhtemelen konu ile ilgisi olan veya olmayan bir dolu fikir akın edecektir. Bırakın diledikleri gibi gelsinler, geldikleri gibi de gitsinler. Zihninizin biraz olsun boşaldığını ve rahatladığımızı hissediyorsanız, bu otuz dakikalık süre sonunda diğer aşamaya geçebilirsiniz.
Dilediğiniz ve hazır olduğunuzu hissettiğiniz anda kendinize şu soruları sorun:
-Ne zaman/zamanlar kendimi utangaç hissediyorum?
-Kim veya kimler karşısında bu hissi duyuyorum?
-İnsanların hangi davranışları ile bende bu duygu ortaya çıkıyor?
-Utangaçlığımın ortaya çıkması belli bir konuya mı bağlı? (Örnek ne zaman aşık olsam o kişiye karşı kendimi utangaç hissederim)
Bu soru listesini uzatmak mümkün elbette. Kendinize, aklınıza gelen başka sorular varsa onları da sorun. Bu sorulara verdiğiniz tüm cevapları mutlaka kaydedin. Bu bir kağıt kalem ile alınan bir kayıt da olabilir veya varsa kayıt aleti de kullanabilirsiniz.
Son aşamada ise çocukluğunuza doğru şöyle bir seyahat yapın, acaba siz o dönemlerde hangi davranış veya koşullarda bu engel ile karşılaşmıştınız. Bu sorunun cevaplarını da kayıt etmeyi ihmal etmeyin. Verilen cevaplarda her zaman ve daima kendimize açık davranma şartımız yanında, kayıt işlemininde özellikle ihmal edilmemesi gerekir. Hiç tahmin etmediğiniz anlarda yapılan etkileşimler veya insanların kullanmış oldukları yanlış cümleler siz farkında olup bağlantı kurmasanızda, tüm hayatınızı esir alacak bir olumsuzluğa neden olabilir.

Başkaları tarafından yapılan olumsuz davranışlar ve söylenilen olumsuz sözlerin yaptığı negatif etki bir ömür boyu sürer. Genellikle sözler ve olmuş olan olay bizler tarafından beynin bir köşesine itilip unutulmaya çalışıldığından konu irdelenmedikçe basitte olsa ortaya çıkmama riski vardır. Kayıt işlemi gün boyu zihninizden cevaplar geldikçe, hatta yetmezse bir ertesi günde sürdürülebilir. Düşündükçe zihinin çekmeceleri teker teker açılacak ve belki de karşımıza hiç beklemediğimiz sürprizler çıkacaktır. Zihin biz farkında bile olmadan daima bizimle iletişim halinde olan bir mekanizma olup hem bizimdir hem bizden ayrıdır. Verdiğimiz komutları ise terbiyeli bir çocuk gibi anında alıp uygulamaya çalışır. Dolayısıyla biz ona konu ile ilgili anılarımızın ortaya çıkartılması talimatını vermişsek, ne yapıp edecek ve bize bu bilgiyi temin etmek için aklımıza gelmedik ne kadar bölüm varsa hepsini kullanımımıza açacaktır.

Zihnimiz kimi zaman olayları açıkça hatırlatacak, kimi zaman ise sinyal gönderip yorum verilmesini bekleyecektir Soru,cevap ve not alma işlemini bitirdiğimize inandığımızda kendimizi iki kez tebrik etmemiz gerekir. Öncelikle kendimize karşı açık olabildiğimiz için, sonra engelimizle savaşta bir sonraki aşamaya geçmeye hak kazandığımız için.
Şimdi aldığımız bu notları özenle bir araya koyalım ve sonraki güne kadar unutalım.

Sabah zihin son derece açık olduğundan olaylar arasında kurmamız gereken bağlantılar varsa sabah saatlerinde daha başarılı olma olasılığımız yüksektir. Bu yüzden ertesi sabah uyandığımızda yapacağımız ilk iş notlarımızı gözden geçirmek üzere bir onbeş dakika feda etmektir. İlk anda bize pek anlamlı gelmeyen ama aklımızdan geçmiş olduğu için yazdığımızı düşündüğümüz kısımlar varsa, bunların daha bir dikkatli incelenmesi gerekir. Eğer bu cümleler okuduğumuzda bize bir şeyler çağrıştırmaya başladıysa, bunları kayıt edip, ertesi gün tekrar ele almak üzere yine bulundukları yere kaldıralım. Bir sonraki gün, ne zaman müsait olursak notlarımızı önümüze çekip bu kez olayları gruplandırmak üzere birbiri ile alakalı görünenleri bir araya getirelim. Gruplandırmamızı yaptıktan sonra işimiz oldukça hafifleyecektir.Belki de olay gelip tek bir noktada düğümlenecek veya karşımıza birkaç farklı sebep çıkacaktır.

Zihnimizin çekmecelerindeki olayların ortaya çıkartılması, tekrar gözden geçirilmesi, gruplara ayırılarak anlam tesbitine gidilmesi ve aralarında bağ kurulması işlemlerini özellikle aradaki boşluklarda zihnimizin irtibatlandırmasına vakit tanımak için farklı günlerde yaptık. Gelelim engelimize sebep teşkil eden, gruplanmış bu maddeleri nasıl işimize yarayabilecek maddeler haline getireceğimize.

Bulduklarımızı yüksek sesle okuyalım. Okuyup bir bakalım acaba okuduğumuz cümleler, gruplanmış olaylar bize mantıklı geliyor mu? Kimi zaman bize dünyayı zindan eden şeyler aslında kolayca çözümlenecek basit şeylerdir. Ne var ki hiçbir zaman dile getirilmediği için bize “utanç olarak geri dönerler.” Ama yüksek sesle okunduğunda birdenbire durumun saçmalığınınfarkına varma olasılığımız yüksektir. Veya ortaya çıkan özellikle anlamsız görünen bir türlü bağ kuramadığımız cümleler sesli okudukça bize aniden bir olayı hatırlatabilir ve gerekli bağlantıyı kurmamıza yardımcı olabilir.

Her şarta uymasa da anlamsız görünen cümlelerin birleştirilmesi konusunda gösterge olması açısından kısa bir örnek vermek isterim.

Mesela zihnimizi irdeledikten sonra çıkan cümleler şunlar olsun:
-Denize girmeye utanıyorum.
-Ayakkabı alırken satıcılardan rahatsızlık duyuyorum.
-Bir yere gittiğimde ayakkabımı çıkarttırmalarını hiç hoş karşılamıyorum.
-Filanca teyze onlara gittiğimde benim için ‘'Ayyy bu çocuğun ayakları ne kadar büyük ! " demişti.
Sonuç : Ayaklarım büyük, denizde de, ayakkabıcıda da, hep karşıma çıkan ve kendimi rahatsız hissetmeme neden olan konu bu. Sebepse bize o gereksiz cümleyi söyleyen çocukluğumuzdaki “herhangi bir teyze.” Kadını belki de yıllardan beri görmedik, sesini duymadık, aklımıza gelmedi, ama aklımız onun söylediği bu saçma cümleyi itinayla kaydetti ve tüm yaşamımızda bir çok farklı alanda bizi etkileyip, bize dünyayı dar etti.
Gelelim, durumun içinden nasıl çıkabileceğimize. Siz elbette ayaklarınız büyükse bunu bilir ve görürsünüz, etrafınızdakilerde görür. Şimdi size ‘Canım ayaklarınız büyükse büyük! Ne var yani dünyanın sonumu bu?’ deyipte beylik söylevlere girişip sinirlerinizi bozmayacağım. (Söylememekle beraber benim fikrim tam olarak budur.) Cindy Crawford bile, bir çok kadının sadece ona benzemek uğruna yapay bile olsa takıp kullanmaya razı oldukları kendi sahici beninden bir dönem nefret etmişte aldırmayı bile düşünmüş. Durumun vehametine bakar mısınız? Demek Cindy Hanım’ın piyasaya çıktığı dönemde bu ‘ben’ hanımefendiler arasında neredeyse bir standart haline getirilmişti.

Ayaklarım çok büyük, burnum çok uzun gibi durumların takıntı haline gelmesi, utangaçlık yaratması anormal bir durumdur demek hakkım yok. Ancak bundan kurtulunamaması, üstesinden gelinememesi ve hayatımızın her alanını etkilemesi de mantıklı değildir.
Herhalde Cindy Crawford''da yüzündeki beniyle ünlü olup kıymetini bilmeden önce, onu göstermemek için bir eli yanağında geziyordu.
Kimin koyduğu belli olmayan bu standartlara(!) uymadığınız düşüncesi ile zihninizi oyaladığınız bir konu varsa, hayata bakış açınızı, baktığınız pencereyi, kısaca hayatı algılayış biçiminizi yeniden düzenleyerek kendinize yardımcı olabilme şansını kendinizden esirgemeyin. Herkesin problemleri farklı olduğundan hap bir çözüm önerisi verebilmek şansım üzgünüm ki mümkün olamıyor. Manasız görünen cümleler arasında bağlantı kurmanızı sağlaması açısından standartlar konusuna gönderme yaparak örnek vermeye çalıştım. Utangaçlık duygusundan kurtulabilmek adına birkaç adımda olsa atılabilmesini sağlayacak denli bilgi verebildiğimi ümit ediyorum.
Ama her ne olursa olsun, hayat utangaçlık duyguları içerisine hapsedilmeyecek kadar değerli ve bu konu ile zaman kaybetmeyecek kadar kısa.





ölüm ya da ayrılık
farkeder mi söyle ? Resmi orjinal boyutta görmek için tıklayın!
sensiz rüzgar olur da özgürlüğümle
ne olur durma gözyaşlarında
bugün de kal yarınlarıma...

_______________***________________

Başka türlü birşey benim istediğim
Ne ağaca benzer ne de buluta
Burası gibi değil gideceğim memleket
Nerde gördüklerim nerde o beklediğim
Rengi başka tadı başka... ''' derdim hep...


Artık demiyorum... Mükemmel'im...Vazgeçilmez'im...

Gördüğüm her güzellikte sen hep varsın...



Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'da Paylaş! Google'de Paylaş!Yahoo'da Paylaş!Live'de Paylaş!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Eski 10-06-2006, 13:19
Anti - ait Avatar Anti GeyikFoRuM Bireyi
Kayıt : 07/03/2006
Forum : Çok İyi
Ortam : Süper
Yaradılış : Bay
İkamet :
Yaşı : 23
Mesleği : iş & okul
Mesaj Sayısı : 864
Uyarıları : 0/0 (0)
Tecrübe : 51
Rütbe :
 

ellerine saglık da ben bunu okursam gozlerım cok kotu agrır kusura bakma paylasımın ıcın sagol bu arada ben utangac bı ınsanım





Burak



Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'da Paylaş! Google'de Paylaş!Yahoo'da Paylaş!Live'de Paylaş!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Konu Seçenekleri
Modları Göster




Nav Item BG