Beyoğlu’ndaki İstiklal Kitabevi, kitap satışlarını desteklemek için yeni bir uygulama başlattı. Tiyatrocu Yeliz Demir, kitabevinin vitrinindeki sallanan sandalyesine oturup çevreye aldırmaksızın kitap okuyor...
Her gün binlerce insanın gelip geçtiği İstiklal Caddesi’nde allı pullu onlarca vitrin içinden biri dikkat çekiyor... İstiklal Kitabevi. Girişi küçük bir okuma odasına çevrilmiş. Üzerinde bir sürü kitabın olduğu ufak bir masa, arkada “Kitap Okuyorum” yazılı afiş ve sandalye. Az sonra bir kadın geliyor, sandalyeye oturuyor ve başlıyor kitabını okumaya. Yoldan gelip geçenlere, meraklı gözlere aldırış etmeden... Bu her gün 18.30 - 22.30 saatleri arasında tekrarlanıyor...
Tiyatro oyuncusu Yeliz Demir, İstiklal Kitabevi’nin vitrininde kitap okumaya başlayalı henüz 3 gün oldu. Kitabevinin sahibi Medet Daş, kitap satışlarını artırabilmek ve insanları kitap okumaya teşvik etmek için böyle bir çalışma yapmaya karar verdiklerini söylüyor:
“Satışlarımızı nasıl artırabiliriz, insanları kitap okumaya nasıl özendirebiliriz diye sürekli düşünüyoruz zaten. Önceden haftada bir ya da iki gün imza günleri, söyleşiler yapıyorduk. Ama bence bunların miadı doldu artık. İnsanların çok fazla ilgisini çekmemeye başladı. Biz de farklı ne yapabiliriz diye düşünürken bu uygulama geldi aklımıza.”
Reklamcılar fikri beğendi
Daş, projeyi uygulamaya koymadan önce yayınevleriyle ve reklamcılarla görüştüğünü, fikir alışverişinde bulunduğunu belirtiyor. Yayınevlerinden olumlu ve olumsuz birçok tepki almış. Fakat özellikle reklamcılar bu fikri çok beğenmiş. Her işin ticari bir boyutu olduğuna dikkat çeken Daş, “Ama bizim öncelikli amacımız insanları kitaplarla biraz daha yakınlaştırmak. Kitap okumayı unutmuş insanlara onu yeniden hatırlatmak” diyor.
Daş, projeyi uygulamaya karar verdiklerinde tiyatro ve sinema eğitimi almış pek çok kişiye canlı mankenlik teklifi sunduklarını ama birçoğunun çeşitli nedenlerle bunu kabul etmediğini söylüyor.
Teklifi kabul eden Demir ise bu çalışmanın çok doğru bir uygulama olduğu görüşünde. Demir, mankenliği kabul etmesinin nedenini şöyle açıklıyor:
“Tiyatro oyuncusuyum. Biz oyuncuların tiyatrodan para kazanma olasılıkları çok düşük. Çeşitli işler yapmak zorundayız. Bu da onlardan birisi ve çok keyif alıyorum.”
Yaptığı iş karşılığı asgari ücretin üzerinde bir para alan Demir, vitrinde kitap okumanın hiç de zor olmadığı görüşünde. “Geçmişten antrenmanlıyım” diyor ve ekliyor: “4 çocuklu bir ailede büyüdüm. Kalabalık ailelerde kitap okuma mücadelesi vermenin ne demek olduğunu biliyorum. O nedenle şimdi hiçbir şeyden etkilenmeden kitabımı okuyabiliyorum.”
Bir ay sürecek uygulama henüz çok yeni olduğu için kitap satışları üzerindeki etkisi hakkında bir tespitte bulunmak zor. Ama görünen o ki, Demir kitabını okurken kitabevi ve vitrin önü daha kalabalık...
Okurun tepkisi: 'Bu canlıymış!’
Kitabevinin sahibi Medet Daş, herhangi bir yayınevinin reklamını yapmamak adına Demir’i kitap seçiminde özgür bırakıyor. Demir, kitap okurken kimseyle konuşmuyor, gülmüyor, konsantrasyonunu bozmuyor. Sadece cep telefonundan aranırsa cevap veriyor. Birçok tepkiyle karşılaştığını anlatıyor:
“İnsanlar ne okuduğumu merak edip kitabın adını görmeye çalışıyor, vitrin camını tıklatıyor, benimle konuşmaya uğraşıyor. Önceki gün bir adam girdi içeriye. Girerken beni ya fark etmedi ya da cansız manken olduğumu düşündü sanırım. Tam dışarıya çıkarken kitabın sayfasını çevirdim. O kadar korktu ki! 'Bu canlıymış!’ deyip kendini dışarı attı.”
MİLLİYET
otuzmumlupasta.com adresinden alıntıdır...