Rötargiller:
Film başladıktan 10-15 dakika sonra, elinden tuttukları sevgililerini -sanki suç onunmuş havası yaratarak- çekiştire çekiştire salona girerler. Üzerlerindekini çıkarıp, ellerindekini bir yere koyup filmi izlemeye hazır hale geldiklerinde filmin ilk yarısı bitmiş olur. Kendilerini iyi tanıdıkları için, film başladıktan sonra içeriye izleyici alınmayan sinemaları bilirler ve asla o “anlayışsız” mekanlara gitmezler...
Çerezgiller:
Bileti aldıktan hemen sonra ilk iş olarak büfeye saldırırlar. Sinemaya gitmek onlar için patlamış mısır ve kolayla eş anlamlıdır. O mısırı, harş-hurş yedikten sonra kutunun dibinde kalanlar için sondaj yapmayı ve çevreye verilen rahatsızlık miktarını arttırmayı asla ihmal etmezler. En kötü modelleri, sevgilisine ayrı bir kutu alacağına, en büyük boydan bir kutu alıp “ortak rahatsızlık çalışması” yapmaya teşvik edenlerdir...
Kesintisiz İletişimcigiller:
Salona girer girmez cep telefonlarını “sessiz” fakat “titrek” konuma getirirler. Hayatları boyunca gelmemiş, ama sinemada bulundukları o iki saatte geleceğini umdukları haberi bekleyerek asla telefonlarını kapatmazlar. Ne tür bir haber almayı bekledikleri yıllardır anlaşılamamıştır. Mesaj geldiğinde ses sistemlerinde “dı-dı-dıt” şeklinde bozukluklara yol açarlar. Gelen mesaja mutlaka cevap verirler. İşi daha ileriye götürüp elleriyle ağızlarını kapatıp konuşan çeşitleri de mevcuttur...
Lakırdıgiller:
“Sinemaya mutlaka 4 kişiden fazla gidilir” gibi tuhaf bir inanışa sahiptirler. Koltukların kollukları onların birbirlerine yaklaşıp film boyunca konuşmalarını engelleyemez. O hoş ve de oldukça boş muhabbetlerinin nedense sizi de ilgilendirdiğini düşünerek fısıldamayı tercih etmezler. Konuşur, gülüşür, eğlenirler. 10’ar koltukluk alanda feci etkilidirler...
Jenerikçigiller:
Onlar için sinema bir mabettir. En ufak bir disiplinsizliğe tahammülleri yoktur. Her tür sese karşı derhal tepkilerini gösterirler. Koltuğunuz yan yanaysa işiniz zor demektir. Film arasında çıkmak için kalktığınızda önlerinden geçmenizden hoşnut olmadıklarını, hiç istiflerini bozmayarak gösterirler. Pek bir şey yiyip-içmezler. Filmin sonunda ilk yazılarla birlikte ayağa kalkanlara sinirlenirler. Bütün jeneriği seyreder, sert bakışlarla (mümkünse) size de seyrettirmeye çalışırılar...
Not: (Ç)alıntıdır