Hikayesi
20. yüzyıl, insanlık tarihi için büyük savaşlar ve çevre kirliliği ile anılacak kötü bir yüzyıl olarak tarihe geçti.
Bu yüzyılın savaşları, insanlara, insanlığa ve doğaya büyük zararlar verdi ve ciddi miktarlarda çevre kirliliğine neden oldu.
Buna insanların bilinçsizliği de eklenince, dünya yı yokolmaya sürükleyecek büyük bir küresel ısınma dalgası yerküreyi sardı ve dünya ne yazık ki sizin bu hikayeyi okuduğunuzdan çok daha yaşanmaz bir hale geldi.
Öyle ki, insanların artık tek amacı hayatta kalabilecek yiyeceği bulmaktı ve bunun için çok az sayıda olmalarına rağmen birbirlerine destek olmak yerine zarer vermeyi tercih ediyorlardı.
Sizin bu hikayeyi okuduğunuz dönemlerde ümid ediyoruz ki henüz ormanlar yokolmamış, deniz ve gökyüzünde yaşayan canlılar ortadan kalkmamış ve insan nesli yokolmaya yüztutmamıştır.
Çünkü eğer şanslıysanız, birazdan anlatacağım şeyler sizin için bir anlam ifade edecek ve belki de kurtuluşunuz için bir versile olacaktır.
20. Yüzyıl’ın bu beklenmedik olumsuz gelişmeleri, yüzyılın ortalarından itibaren yaşanan büyük teknolojik gelişmelerin etkisiyle insanlar tarafından zor algılandı.
Teknolojinin büyüsüne kapılan insanlar bilgisayarlar, internet ve cep telefonunun hayatlarına girmesi ile adeta insanlığın var olması için en gerekli şeyin, dünyanın önemini unutmaya ellerindeki oyuncaklarla kendilerini avutmaya başladılar.
Oysa kullandıkları teknoloji bugünün şartlarında o kadar değersizdi ki, bunu ancak hikayenin sonunu okuyabilen şanslı insanlar görebilecek.
Yüzyılın ortalarından itibaren, biri hariç tüm bilimadamları teknolojiyi insanların kısa vadeli faydasına geliştirmek, geliştirdikleri bu teknolojiyi de borsanın dev şirketlerine satarak, onların bu işten kazandığı büyük paraların küçük ortakları olmaya çalıştılar.
Akıllarında ne kendi gelecekleri vardı ne de çocuklarının, torunlarının geleceği.
Dünyanın yaşanmaz bir yer olacağını biliyorlardı ve insanları kendi evlerinden çıkmadan yaşayabilecek teknolojiyi geliştirmek için çalışıyorlardı.
Oysa göremedikleri en önemli şey, onların bu teknolojiyi geliştirirken kullandıkları en önemli altyapının, yani internetin, aslında çok daha başka bir amaç için oluşturulduğu ve yukarıda bahsettiğim ve ismini benim de bilmediğim bilimadamı tarafından da diğer bilimadamlarının kullanabileceği bir altyapı olarak onlara sunulduğuydu.
Bu altyapı sunulmak zorundaydı, çünkü geliştirilmesi için gerekli kaynaklar, ancak borsada boy gösteren dev şirketlerin kasalarındaki parayla mümkün olabilirdi.
İşte aslında internetin çıkış hikayesi, bizim hikayemizin asıl konusuna hizmet etmek adınadır.
Hikayemizin kahramanı sevgili bilimadamımız, tüm gerçeklerin farkındaydı ve dünyanın bu korkunç geleceğini değiştirebilmek adına önemli bazı çalışmalara başladı.
Ancak ne yazık ki yeterli zamanı yoktu ve insanlığın yokolmaması için bir süreliğine evrenin uzak köşelerinde koloniler kurulmasına, insanlığın dünya yeniden yaşanabilir bir hale gelene kadar bu kolonilerde yaşamlarını sürdürmesine yönelik çalışmalar başlattı.
Birbirine paralel yürüyen iki çalışmanın birisini ölmeden önce tüm ayrıntıları ile bir oğluna, diğerini de diğer oğluna aktardı.
Kafasındaki en önemli şey aslında dünyanın yeniden yaşanabilir hale gelmesiydi ve bunun için büyük oğluna projesini, ne yapması gerektiğini, o ana kadar projenin gelişimini ve geliştirilmesi gereken teknikleri anlattı.
Küçük oğluna ise evrenin uzak köşelerinde yaşam sağlayabileceği diğer projesini aktardı ve ondan bunu başardığında insanlığın kurtulması için onlara bir anahtar iletmesini öğüt verdi.
Kendisi de insanlığın bir noktada bu dünyada yaşayamaz duruma düşmeden önce dilerlerse evrenin diğer köşelerindeki bu yaşama doğrudan geçebilecekleri bir anahtar bıraktı.
Bilimadamımızın heriki oğlu da yeterli ciddiyetle çalışmalara devam ettiler ve onlar da projelerini kendi çocuklarına aktardılar. Bu durum nesilden nesile devam etti. Taa ki 2050 yılında, artık insanlığın yok olmasına çok çok az bir zaman kala başarı elde edilinceye kadar.
İki koldan devam eden araştırmaların ne yazık ki sadece bir tanesi başarılı olmuştu ancak bu diğerinin başarılı olabilmesi için yeterli zamanı kazandırmıştı.
Uzay’da koloni çalışmalarını sürdüren Legor isimli bilimadamı tüm hazırlıklarını tamamladı ve Arakis uygarlığını kurmak için evrenin 1. galaksisindeki 1. güneş sisteminde güneşe en yakın 2. gezegene yerleşti ve çalışmalarına kuzeni ile birlikte buradan devam etti.
Şimdilik kuzeninin çalışmaları henüz sonuca ulaşmadı ancak her an ulaşabilir.
Ben Legor tarafından size büyük dedesinin vasiyeti olan anahtarı iletmek ve dilerseniz dünyanın son derece kötü o hallerini görmeden evrenin derinliklerinde kendi koloninizi kurmak için ihtiyacınız olan anahtarı iletmekle görevlendirildim.
Tabii siz sevgili bilimadamımızın size bıraktığı diğer anahtarı da bulmuş olabilirsiniz.
Ama eğer bulmadıysanız fırsat şimdi elinize geçti.
Bu anahtar sayesinde evrenin herhangi bir yerinde kendinize ait bir koloni kurup, evrende güzel dostluklara imza atabilirsiniz. Tabii bu o kadar kolay da olmayabilir.
Çünkü evrende sizi sadece dostluklar değil büyük savaşlar da bekliyor.
Ama inanın bunlar, bu dünyada yaşayacağınız zorlukların yanında çok ufak ve bir o kadar da eğlenceli.
Bir gün bu maceredan sıkıldığınızda dünyaya geri dönmek isterseniz diye, Legor’un kuzeni dünyayı kurtarma çalışmalarına ara vermeksizin devam ediyor.
Ümid ediyoruz, siz bu maceredan sıkılana kadar, Legor’un kuzeni de dünya’yı yeniden yaşanabilir bir hale getirmiş olacak.
Eğer koloninizi kurmaya karar verirseniz, arada Legor’un Arakis isimli uygarlığına bakın. Çoğu zaman orada sessizlik hakim olacaktır. Bu yoğun motivasyon ve uzun süreli düşünme seanslarından kaynaklanmaktadır ve onların sizin dostunuz olduğunu bilmenizi isteriz.
Şimdi son kez düşünün ve ne yapacağınıza karar verin,
Eğer yeni bir yaşama merhaba demek, kendi koloninizi oluşturup bu maceraya katılmak istiyorsanız işte size anahtarınız.
http://www.ogame.com.tr
Eğer bu macera gözünüzü korkutuyorsa, konuştuklarımızı unutun ve dünya yokolurken siz de kendinizi yokolmaya hazırlayın.