Ben hiç yakmadığım ateşlerimi düşünüyorum, kendi yangınlarımı/ kendi yanılgılarımı… Dönüp geldiğim, gidip geldiğim, bitip geldiğim, sevip geldiğim, sorup geldiğim, öğrenip geldiğim, tüm yollarıma dönüp dönüp tekrar bakıyorum/ aklımda bir şarkı/ forget her/ aklımdaki şarkının klibi/ anahtarlar… Ben hiç açmadığım kapıları, hiç kapamadığım kapıları/ hiç dokunmadığım kapıları düşünüyorum. Eşiklerinde kaldığım ömürlere yanaşıp yanaşıp hiç fısıldayamadığım sözleri şimdi şuanda parmak uçlarımla sürüyorum yüzüme/ kim görse beni birileri sanıyordu/ ve kayıtlarda renksiz bir solukla anılıyordu adım…
Benim yakmadığım hiçbir ateşe/ hiç kelebek su taşımadı kanadıyla, hiçbir sabaha kaygısız ve sorusuz uyanmadım. Dilimdeki pelteklikle andım bütün isimlere bir işaret koydum/ tövbesi çabuk bulunsun diye. Sakin sular dilediğim hiçbir kimsede boğulmadı gözlerim, göstermedim hiçbir damlaya aynadaki suretimi/ akması kolaysa, boğulması zor.
Uzak tefek yerlerden kendime döndüm, dünümün ceplerindeyim daha ilk merhabada düşe bilirim, gözlerim alışık değil renk oyunlarına kara bir yanılgı bir yazgı işte.
Bazıları kendini bir şey sanar, ne komiktir biz onların ne olduklarını biliriz
|